Google
 

ÖZEL MEDİTALYA TIP MERKEZİ

ATATÜRK BULVARI NO:147 (5M MİGROS KEMER İSTİKAMETİ) ANTALYA TEL:0 242 2280909

BAŞKENT ÇİÇEKÇİLİK MERSİN 0324 2370318


MERSİNİN EN KALİTELİ ÇİÇEKÇİSİ ÇAMLIBELDE HİZMETİNİZDE...
MEHMET KAYNAK

hurriyet gazetesi yazarlarına doğrudan bağlantı

21 Ağustos 2007 Salı

1.İNTERNAL HEMOROİDLER(İÇ HEMOROİDLER)

A. BİRİNCİ DERECE HEMOROİTLER: Bu durumda hasta sadece tuvalette, büyük abdestte değişik derecelerde kanamalar olmaktadır.Kanın rengi açık kırmızı renklidir. Genellikle büyük abdestten sonra damla damla ve az miktarda gelir.
B.İKİNCİ DERECE HEMOROİTLER:Bu durumda kanama ile birlikte tuvalet sırasında dışarı çıkan ve sonra kendiliğinden içeri tekrar giren memeler oluşmaktadır.Ayni zamanda değişik ölçülerde makat kaşıntısı da olabilmektedir.
C.ÜÇÜNCÜ DERECE HEMOROİTLER:Bu durumda yine kanama ve kaşıntıya ek olarak tuvalet sırasında dışarı çıkan, değişik şiddette ağrıya sebep olan, ancak el ile içeri itilebilen, büyük yada küçük memeler dışarı çıkmaktadırlar. Kanama şiddeti fazla olabilir ve çoğu kez fışkırır gibi açık kırmızı renkli kanamalar olmaktadır.Bu hale gelen hastalar eğer ,tedavilerinde gecikmişlerse çoğu kez,gecikme söz konusudur.Bunlarda anemi denilen kansızlık oluşmaktadır.Ve kansızlığa bağlı oluşan:solukluk,halsizlik,nefes darlığı ve nadiren de ileri kan kaybına bağlı olarak kalp yetmezliği bulgu ve belirtileri de olabilmektedir.
D.DÖRDÜNCÜ DERECE HEMOROİTLER:Tuvalet yada sair zamanlarda sürekli dışarıda kalan makat kenarında şekil bozukluklarına neden olan ileri derece hemoroitlerdir. Bu hastalarda, yukarıda sıraladığımız hemoroitlerle ilgili olarak saydığımız tüm şikayetler daha şiddetli olarak bulunmaktadır. Ayrıca hastalarda, sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınmaya varan sıkıntılarda oluşabilmektedir.
Hemoroit hastalarında zaman içerisinde gelişebilen değişik ölçülerde tuvalete gitme korkuları gelişmektedir.Buna bağlı olarak üç gün ile on beş günde tuvalete gitme sıklığı ile de karşılaşabilmekteyiz.
Hastalar genellikle hastalıklarının ilk dönemlerinde durumu ciddiye almakla beraber, utanma sıkılma gibi duygularla hareket ederek gecikmektedirler. Yada kulaktan duyma bilgilerle krem ve fitiller, müshil ilaçları kullanmaktadırlar. Bir kısım hastada doktora gitmekle beraber, verilen tedavilerden hoşnut kalmadıkları için hekime gitmekten de vazgeçmektedirler. Ayrıca bu hastalıklarda cerrahi tedavinin, halk arasında kötü bir şöhreti olduğu için,ameliyat öneren hekimlerin, önerilerini de çoğu kere geri çevirmektedirler.
Bu noktada maalesef, ülkemizde çok sık yapılan cerrahi yanlışlıklar halkımızın bu tepkilerinde pekte haksız olmadıklarını, benim şahsi binlerce hastalık tecrübelerim göstermiştir. Yapılan tıbbi yanlışlıkları şu şekilde özetleyebiliriz: Ameliyat kararı çok erken ve zamansız olarak verilmektedir.Ama burada hekimi de suçlamak haksızlık olmaktadır. Çünkü hekimlerimizin çoğu aldıkları eğitim dolayısı ile sadece ameliyatı, tek çözüm olarak görmektedirler. Ama bu gün biliyoruz ki hemoroidal hastaların %95 lerine varan oranlardaki kısmı klasik cerrahi kullanmadan çözülebilmektedir. Kalan %5 hasta gurubuna da minör operatif işlemlerle mükemmel bir tedavi yapılabilmektedir.
Halkımızdaki diğer bir korkuda başarılı geçen bir ameliyattan sonra hastalığın zaman içerisinde tekrar ortaya çıkması, değişik ölçülerde gelişebilen makat işlevindeki problemler ve ameliyat sonu iyileşmenin çok sıkıntılı olması ve çok zaman kaybedilmesi şeklinde özetleyebiliriz. Bu günkü modern tedavi imkanları halka yeterince duyurulabildiği taktirde, endişelerin tamamen ortadan kalkması imkan dahilindedir. Çünkü uyguladığımız tedavi şekli mükemmele yakın bir yöntemdir. Bu gün tedavi nerdeyse diş çekmekten kolay hale gelmiştir. Yalnız bu işlem ülkemizde çok küçük bir hekim grubu tarafından yapılabilmektedir.

Hiç yorum yok: