Google
 

ÖZEL MEDİTALYA TIP MERKEZİ

ATATÜRK BULVARI NO:147 (5M MİGROS KEMER İSTİKAMETİ) ANTALYA TEL:0 242 2280909

BAŞKENT ÇİÇEKÇİLİK MERSİN 0324 2370318


MERSİNİN EN KALİTELİ ÇİÇEKÇİSİ ÇAMLIBELDE HİZMETİNİZDE...
MEHMET KAYNAK

hurriyet gazetesi yazarlarına doğrudan bağlantı

30 Temmuz 2007 Pazartesi

EROL AKSOY U YARGILAYAN HAKİM OBJEKTİF OLAMAZ

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)tarafından İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevinden, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevine atanması tartışma yaratan Mustafa Akın ile ilgili Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin, ‘tarafsız olamaz' şeklinde bir karar verdiği ortaya çıktı.

Akın'ın görev değişikliği eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından da gündeme getirilmiş ve eleştirilmişti. Akın'ın ismi daha sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) üyeliği için kararname ile Cumhurbaşkanlığı'na gönderilmiş, ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından ‘hükümet istifa ettiği' gerekçesiyle iade edilmişti.İŞTE O KARAR8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan sanıklar İktisat Bankası'nin eski sahibi Erol Aksoy, Ufuk Fatma Altın, Nadire Melda Açıncı ve Ediz Osman Atik, Roy Arto Gevrekyan'ın avukatları, mahkeme başkanı Mustafa Akın için ‘reddi hakim' talebinde bulundular. Akın'ın “Altın makas RTÜK' adlı kitabında sanık Erol Aksoy'dan söz ettiğine dikkat çeken Yargıtay 7. Ceza Dairesi, reddi hakim talebini reddeden İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını 26 Haziran 2007 tarihinde bozdu.Mahkeme Başkanı Akın, başkanlık ettiği mahkemede 4389 sayılı kanuna muhalefetten yargılanan Erol Aksoy'a karşı tarafsız olamayacağına karar verilmesine neden olan kitabında şu görüşleri dile getirmişti:
“Mevcut siyasal gelenek ve onun siyasal temsilcisi siyasal iktidarlarla aralarındaki mesafesizliği hiç sorunsallaştırmayarak onun bir parçası gibi davranan, toplumu modernleştirme misyonuna sahip yönetici elitin temsilcisi olan bir basın..”, “Yerel medyanın durumuna bakıldığında, başlangıçta karşımıza çıkan göreli olarak çoğulcu görüntünün hızla değişmeye başladığı gözlenmektedir. Elimizde yeterli araştırma verileri bulunmamakla birlikte, mevcut dikey, yatay ve çapraz tekelleşme dinamiğinin etkilerinin yerel medyayı da kapsamaya başladığı, ulusal ölçekli olanların haksız rekabeti karşısında kendilerine yine de dinleyici ve izleyici bulabilen yerel radyo ve televizyon kanallarının, ya İstanbul merkezli büyük medyanın yerel temsilcileri niteliği kazanmaya başladıkları ya da yerel ekonomik/siyasal iktidar merkezlerinin sesi olma özelliği gösterdikleri görülmektedir”, “Türkiye'deki medya ortamının başka bir belirleyici özelliğini, 1980'li yıllarda başlayan deregülasyon rüzgarının da etkileriyle 1990'lı yıllardan itibaren ivmesi artan tekelleşme ve sermayeleşme yoğunlaşmasının oluşturduğu; söz konusu ivmenin, hızla yerel medyayı da içine almaya başladığı söylenebilir. Medya sahipliğindeki bu sermaye yoğunlaşması ve tekelleşmenin en önemli sonucu ise, kamusal alandaki söylemsel çoğunluğun medya ortamına yeterince yansıyamamasıdır…”, “Medyada merkezileşen sermayenin bir ayağı da öteki sektörlerde idi. Doğrudan ya da organik bir bağ olmasa da, medya-siyaset-ticaret üçgeninin bütünleştiği bir iletişim ortamı oluştu.”Yargıtay 7. Ceza Dairesi, reddi hakim talebinin reddine ilişkin verilen kararın bozulması yönünde yapılan temyiz başvurusuna ilişkin verdiği bozma kararında Akın'ın kitabında Aksoy'un da aralarında bulunduğu yayın gruplarına olumsuz bir bakış açısı ile baktığına dikkat çekerek şu görüşleri dile getirdi:“Diğer medya grupları yanında sanığın da içinde bulunduğu Aksoy Grubu'na eleştiri ötesinde olumsuz bir bakış açısı getirildiği görülmektedir. Bu değerlendirmelerin tümü ya da bir kısmı başka yapıtlardan kaynak gösterilerek aktarılmış olsa da, eleştiri getirilmeyen ve aksi savunulmayan alıntıların yapılması yazarın bu düşüncelere katıldığını göstermektedir”"YANSIZ YARGILAMA, SANIĞIN EN DOĞAL HAKKI"Yargıtay 7. Ceza Dairesi, ‘yansız, adil, yasa ve yöntemine uygun bir yargılama beklentisi”nin sanık için en doğal hak olduğuna dikkat çektiği kararına şöyle devam etti:“Bu beklentinin gerçekleştirilmesi de yargılama makamları açısından yasal bir zorunluluktur. Anılan kitaptaki olumsuz bakış açısının, mahkeme başkanının yargılamada yansız kalamayacağı yönünde sanıkta endişe oluşturması haklı bir gerekçedir ve aksinin düşünülmesi yani hakimin yansız olması da bu gerçeği değiştirmeyecektir.”VETODA ETKİLİ OLDUÇankaya'ya yakın kaynaklar, Sezer'in BDDK üyeliği için kararnamesi onay için Köşk'e gönderilen Akın'ı veto etmesinin en önemli nedenlerinden birinin Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin sözkonusu kararın olduğunu belirttiler.ÇİÇEK, AKIN'I GÖREVDEN ALAN HSYK'YI ELEŞTİRMİŞTİAdalet eski Bakanı Cemil Çiçek, Akın'ın 8. Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı görevinden HSYK tarafından alınmasının ardından 5. Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı'na atanmasını gündeme getirmiş ve eleştirmişti.Çiçek, gazete ve televizyonlara yaptığı açıklamalarda, “Örneğin, ben soruyorum, bankalarla ilgili davalara bakan 8'inci Ağır Ceza reisi niye 5'inci Ağır Ceza reisi oldu? Bunun araştırılması lazım. Bu işlerde sakat, kötü şeyler döndüğünü düşünerek başvurduğu yerde, davasına baktığı hortumcu bankacının kardeşi içeriden çıkıyormuş, deniyor. Yani bunlar doğru mu, bakılmalı. Yargının önünde böylesi kötü ilişkilerle ilgili sorun var; ama bence asıl sorun bilirkişi kurumudur. Bu kurum düzeltilmedikçe sorun giderilemez. Bu konuda açtırdığımız pek çok soruşturma var; ama elli mislini biliyor, bir şey yapamıyoruz. Çünkü bilgiyi belgelemek, delillendirmek o kadar kolay olmuyor."
Çiçek'in bu demecinin ardından HSYK başkanvekili Mahmut Acar, eleştiriye sert yanıt vererek, “Ne bankada paramız var, ne de bankacıları tanırız” görüşünü ifade etmişti.

PORNO İÇERİKLİ SİTELERİN CEZAİ DURUMU

İnternet artık hepimizin yaşamında bir şekilde yerini almış bulunmakta. Elektronik posta gönderme ve alma, sohbet etme, web sayfaları arasında gezinme ve daha birçok faaliyet internet üzerinden gerçekleştirilmekte. İnternetin ve internet teknolojilerinin gelişimiyle birlikte, interneti kontrolsuz bir suç isleme alanı ve yeni bir kazanç kapısı olarak görenler de siberuzay’da boy göstermiştir. Örneğin ünlü kişilerin isimleri, ünlü markalar alan adı olarak sahiplerinin dışındaki kişilerce alınmıs ve bu alan adlarının sahiplerine devredilmesi karşılığında yüksek bedeller talep edilmiştir. İnternet, kullanıcılar için birçok tehlikeyi içinde barındırmaktadır. Örneğin sisteminize virüs bulaşabilir, önemli dosyalarınız çalınabilir veya silinebilir, tehditlere ve cinsel tacizlere maruz kalabilirsiniz. Bu tehlikelerden biri de “Dialer” adı verilen programlardır.1. Dialer Programı Nedir?İnternette gezinirken özellikle porno sitelerinde veya bedava program, müzik, film dağıtttığını iddia eden sitelere bağlanıldığında, ekranda bir uyarı mesajı belirmektedir. Bu mesajda, ''Kredi kartı yok. Üyelik yok. Kayıt yok. Yüzbinlerce porno resim. Binlerce video. Yüzbinlerce canlı porno tv yayını. Normalden 10 kat daha hızlı bağlantı. Sadece 41 kb'lik küçük bir program. İndirin, çalıştırın, anında bağlanın porno internet omurgasına'' denilmektedir. Böylece bu yazılım bilgisayara indirildiğinde bir çok paralı yani kredi kartı ile üye olunabilinen, şifre gerektiren porno sitelerinde sanki bedava sörf yapılabileceği imajı yaratılmaktadır.Bu programın bilgisayarda yaptığı, mevcut dial-up bağlantısını kesip, ISS numarasını yurtdısındakı bir 900'lü hat numarasıyla internete bağlamasıdır. Tabii bu tehlike sadece dial-up bağlantı için değil, bilgisayarında modem olan tüm kullanıcılar için geçerlidir. Program sadece çalıstırıldığında değil, kullanıcı makina başında değilken dahi, kendi kendine uluslararası hatlara bağlanabilmektedir. Bu tür programların bir başka çeşidi ise bilgisayara kurulan çeşitli programların içinde gelebilmektedır. Örnegin Peer2Peer programların bir çoğu bu tür kodlar barındırmaktadır. AudioGalaxy, Kazaa, Morpheus, Download Accelerator gibi dosya indirmek için kullanılan programlar, kayıtsız şartsız bu programları kurarken, GetRight gibi bazı programlar dialer programını kurmak için izin istemektedir.Üyelik ve şifreye gerek kalmadan, kredi kartıyla ödeme yapılmadan bu sitelerde bir saatlik sörf yapmanin faturası, yaratılan imajın aksine, bedavaya değil, 185 milyon 850 bin liraya patlıyor. Şayet bu sörf, ayda 5.5 saati bulursa, Telekom'un çıkardığı fatura da 1 milyar liraya ulaşıyor. Türk Telekom'un son günlerde abonelerine gönderdigi ''milyarlık'' telefon faturalarının kaynağını da bu olusturuyor.1


İşte yukarıda anlatılan “Dialer” programı sebebi ile birçok insan milyarlarca liralik telefon faturalarını ödemek zorunda bırakılmıstır. Acaba bu eylem ceza hukuku açısından bir suç teşkil eder mi? Bu program sebebiyle mağdur olanların yasal hakları nelerdir?Bu yazıda konuyu Ceza Hukuku ve Borçlar Hukuku açısından ikili bir ayırıma tabi tutarak inceleyeceğiz.2. Ceza Hukuku Yönünden :Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacagı üzere dialer programlarının kullanılması ile ceza hukukunu ilgilendiren bazı sonuçlar doğabilecektir. Burada tespit edilmesi gereken husus; dialer programlarının hukukumuz açısından hangi suçun/suçların unsurlarını taşıdığıdır. Konunun teknik yönünü dikkate alan bir inceleme, dialer programlarını öncelikle, doğrudan bilişim suçlarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 525. maddesi kapsamında incelemeyi gerektirecektir.A) Dialer Programlarının TCK 525 Kapsamında Değerlendirilmesi:Türk Ceza Kanunu’nda 525. madde ile a,b,c,d fıkraları olmak üzere dört fıkra ile bilişim suçları düzenlenmiştir. Bu fıkralardan sistem marifetiyle dolandırıcılık olarak da adlandırılan b fıkrasını dialer programları açısından inceleyelim:Madde 525/b - (Ek : 6/6/1991 - 3756/22 md.) Başkasına zarar vermek veya kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla,bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi veya verileri veya diğer herhangi bir unsuru kısmen veya tamamen tahrip eden veya değiştiren veya silen veya sistemin işlemesine engel olan veya yanlış biçimde işlemesini sağlayan kimseye iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşmilyon liradan ellimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir. Bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlayan kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve ikimilyon liradan yirmimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir. Maddede geçen “bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş sistem” kavramının açıklanması gerekmektedir. Acaba maddede düzenlenen sistem kavramına neler dahildir?Bu konudaki bir görüşe göre sistem sadece bilgisayarın mikroişlemcisinden ibarettir. Bu sebeple bir fiilin TCK 525/b anlamında suç teşkil edebilmesi için fiilin sadece mikroişlemciyi ve işlevlerini etkilemesi gereklidir.Diğer bir görüşe göre ise sistem, bilgisayarın ana kartı üzerine monte edilmiş olan mikroişlemci, grafik kartı, ses kartı gibi parçaların bir bütünüdür. Bu sebeple bunlardan herhangi birine karşı maddede düzenlenen fiil gerçekleştirilirse TCK 525/b anlamında suç meydana gelmiş olacaktır.Katıldığımız görüşe göre ise sistem, yazıcı, modem gibi tüm çevre birimleri de dahil olmak üzere bilgisayardan beklenen tüm amaçları gerçekleştirmeye elverişli donanım ve yazılım öğelerinin bir bütünüdür.Bu hususu böylece açıkladıktan sonra dialer programlarını TCK 525/b’de düzenlenen suçun unsurları açısından inceleyelim;a – Suçun maddi unsuru:* Hareket:Suçun oluşabilmesi için failin yapması gereken hareketler 1.fıkrada, bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi veya verileri veya diğer herhangi bir unsuru kısmen veya tamamen tahrip etmek, değiştirmek, silmek, sistemin işlemesine engel olmak ve yanlış biçimde işlemesini sağlamak olarak; 2.fıkrada ise bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlamak olarak sayılmıştır. Tahrip etmek, sistemin bütününün veya herhangi bir unsurunun asli fonksiyonlarını yerine getirmeyecek derecede bozulmasıdır. Örneğin bilgisayarın sabit diskinin verileri depolayamaması ve veriler istendiğinde kullanıcıya bu verileri sunamaması sabit diskin tahrip edilmesidir.Değiştirmek, sistemin bütünündeki veya herhangi bir unsurundaki mevcut verilerin ve ayarların failin isteğine göre değiştirilmesidir.Silmek, sistem veya unsurlarında kayıtlı olan herhangi bir veri veya veri kümesini –türü ne olursa olsun- bir daha geri kazanılamayacak şekilde kayıtlı olduğu sistem unsurundan silmektir.Sistemin işlemesine engel olmak, sistemin veya herhangi bir unsurunun kendilerinden beklenen fonksiyonları yerine getirmesine engel olmaktır.Yanlış biçimde işlemesini sağlamak, sistemin veya herhangi bir unsurunun standart olarak belirlenmiş fonksiyonlarının haricinde, başka bir fonksiyon yerine getirmesini sağlamaktır. Bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlamak ise nasıl yapıldığına bakılmaksızın sistemi veya unsurlarından herhangi birini veya birkaçını kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlamaktır. Yukarıda işleyişini anlattığımız dialer programlarının kullanımı 525/b maddesinin 1.fıkrasındaki hiçbir eyleme uymamaktadır. Belki sistemin yanlış işlemesini sağlamak olarak düşünülebilir. Fakat burada dialer programı sisteme dahil bir unsur olan modemin yanlış şekilde işlemesine yol açmamaktadır. Modem standart olarak kendisine yüklenen görevleri yerine getirmeye devam etmektedir. Programın yaptığı iş mevcut yerel telefon numarasıyla kurulan başlantıyı kesip kullanıcının modemini uluslararası veya normal hattan çok daha yüksek ücret talep edilen bir hatta bağlamaktır.Bu sebeple kanımızca dialer programlarının kullanılması TCK 525/b f.1 kapsamına sokulamayacaktır. Burada artık hareketin ne olduğuna ve nasıl yapıldığına bakılmaksızın bir bilgisayar sistemi kullanılarak failin kendisi veya başka bir kişi lehine hukuka aykırı olarak yarar sağlamasını suç olarak düzenleyen 525/b f.2 uygulanacaktır. Dialer programını bir web sitesinden bilgisayarına indiren kişinin pahalı telefon hatlarına bağlanması ile, hem web sitesi sahipleri hem bu sistemi işletenler hem de sistemin işlemesi için gerekli altyapıyı sağlayanlar kendilerine yarar sağlamış olmaktadırlar. Fakat yapılan bu tür analizde gözden uzak tutulmaması gereken nokta bu yarar sağlamanın hukuka aykırı olmasıdır. Şayet bir hukuka uygunluk sebebi varsa bu suç gerçekleşmeyecektir. Buradaki hukuka uygunluk sebebi ise ancak mağdurun rızası olabilir. Acaba dialer programını bilgisayarına indiren kullanıcının, bu programın kendisini pahalı telefon hatlarına bağlamasına rızası var mıdır?Burada mağdurun rızasının var olduğunu söyleyebilmek için mağdurun dialer programının işleyişi hakkında bilgi sahibi olması, programın kendisini pahalı telefon hatlarına bağlayacağını açıkça bilmesi ve buna rağmen bu duruma rızasını açıkça belirtmiş olması gerekir. Oysa birçok örnekte sadece bu programla neler yapılabileceği belirtilmekte bunun dışında herhangi bir açıklama yapılmamaktadır. Hatta bazı örneklerde program kendi kendini kurmaya dahi başlamaktadır. Bu sebeple mağdurun yukarıda belirttiğimiz hususlardan haberdar olduğunun ve buna rağmen dialer programını bilgisayarına yüklemeyi ve çalıştırmayı kabul ettiğinin ispatlanması durumunda bu suç hukuka uygunluk sebebiyle oluşmayacaktır.* Netice:Bilgisayar sistemi kullanılarak failin kendisi veya başkası lehine yarar sağlamasıyla bu suç oluşur. Fiilin sonunda yarar olarak nitelendirilebilecek bir netice gerçekleşmemişse bu fiili TCK 525/b f.2 kapsamında değerlendirmeye imkan yoktur. Dilaer programlarını bir internet kullanıcısının bilgisayarına yükleyip çalıştırmasıyla hem o dialer programının indirildiği web sitesinin sahibinin hem yerel bazda bu sistemi kuran ve işleten kişinin hem bu kişiye sistemi işletmesi için gerekli altyapıyı hazırlayanın hem de bağlanılan uluslararası veya pahalı hat sahibinin yarar sağladığı tereddütsüz söylenebilecektir.Netice ne zaman gerçekleşir?Dialer programının kullanıcının bilgisayarına yüklenip çalıştırılmasından sonra kullanıcının modeminin uluslararası veya pahalı telefon hatlarına bağlanmasıyla netice gerçekleşir. Artık bu andan sonra kanunu aradığı yarar sağlama gerçekleşmiş olacaktır. Bu suça teşebbüs mümkün müdür?Kanımca burada hareketi neticeye bitişik bir suç vardır. Neticeyi yukarıdaki gibi tanımladığımız zaman artık neticeyi hareketten ayırmaya imkan kalmamaktadır. Suç bu haliyle ancak eksik teşebbüse elverişli olabilir. TCK’nun suça eksik teşebbüsü düzenleyen 61. maddesine göre eksik teşebbüsün gerçekleşebilmesi için bir kişinin suçu işlemeye elverişli araçla icra hareketlerine başlaması fakat elinde olmayan bir sebeple bu icra hareketlerini sonuçlandıramaması gerekmektedir. Dialer programının yüklenmeye başlaması ile icra hareketlerine elverişli bir araçla başlandığı rahatlıkla söylenebilir. Bu yükleme sırasında herhangi bir sebeple program kullanıcının bilgisayarına yüklenemezse örneğin bilgisayarın elektrik bağlantısı kesilirse suç eksik teşebbüs halinde kalacaktır. Yine program indirilmiş fakat modemin aradığı numaradan veya kullanıcının telefon hattından kaynaklanan bir sebeple bilgisayar uluslararası veya pahalı telefon hattına bağlanamamışsa suç eksik teşebbüs halinde kalacaktır.b – Suçun Manevi Unsuru :Bu suç ancak kasten işlenebilir. Fail dialer programının, bu programı bilgisayarına yükleyen kişinin modemini uluslararası veya pahalı telefon hatlarına bağlayacağını ve bundan kendisinin bir yarar sağlayacağını bilmeli ve istemelidir. Suçun teknik bilgi gerektirmesi sebebiyle böyle bir programı web sitesine koyan veya bu sistemi işleten kimsenin kusurla bu suçu işlemesi mümkün değildir.c – Suçun Faili :Dilaer programları ile TCK 525/b f.2 anlamında işlenen bir suçun failini tespit ederken karşımıza birkaç süje çıkmaktadır. Bunlar; dialer programını web sitesinde bulunduran, dialer programlarının fonksiyonlarını yerine getirmesi için sistemi işleten ve bu sistemin işleyebilmesi için gerekli alt yapıyı sağlayanlardır. Bu sonuncu süje ülkemiz için Türk Telekom’dan başkası değildir. Bu üç süje de işlenen bu suçla yarar sağlamaktadır. Acaba bu üç süjeden hangisi veya hangileri fail olmalıdır?Kanımca burada bir iştirak hali vardır. Hem web sitesinde bu programı bulundurarak internette hızlı gezinti yapılabileceğini vaadeden hem de sistemi kuran ve işleten asli maddi fail olarak cezalandırılmalıdır. Altyapıyı sağlayanın fail olup olamayacağı ise kastına göre belirlenecektir. Eğer altyapıyı sağlayanın sağladığı vasıtaların böyle bir cürüm için kullanılacağından veya kullanıldığından haberi varsa TCK m.65 f.1 b.1 delaletiyle fail olarak cezalandırılacaktır.Kullanıcı her internete bağlandığında dialer programının çalışması ve kullanıcının bilgisayarını uluslararası veya pahalı telefon hatlarına bağlaması sonucu suç tekrar tekrar işlenmiş olacaktır. Bu durumda TCK m.80’e göre her bağlanma tek bir suç olarak kabul edilecek ama ceza altıda birden yarıya kadar arttırılacaktır.d – Suçun işlendiği yer:Suçun işlendiği yer neticenin gerçekleştiği yer olan kullanıcının bilgisayarının bulunduğu yer olmalıdır. Çünkü dialer programı ile yarar sağlama kullanıcının bilgisayarı sayesinde gerçekleşmektedir. Bu sebeple de fail hakkında açılacak bir davada yetkili mahkeme kullanıcının bilgisayarının bulunduğu yer mahkemesi olacaktır.B – Dialer Programlarının TCK 503 Kapsamında Değerlendirilmesi : Dialer programlarının TCK m.503’te yer alan dolandırıcılık suçuna sebebiyet verdiği de söylenebilir. Maddeye göre :Madde 503 - (Değişik: 21/11/1990 - 3679/25 md.) Bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlayan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve sağladığı haksız menfaatin bir misli kadar ağır para cezası verilir.Fiili, mağdurda esasen var olan hatadan, hile ve desise kullanmak suretiyle yararlanarak gerçekleştiren kişi hakkında da birinci fıkrada yazılı ceza uygulanır. Maddeye göre bir kişiyi kandırabilecek nitelikte yani iğfal kaabiliyetini haiz bir araçla o kişiyi kandırıp kendisinin veya başkasının yararına menfaat sağlayan kimse cezalandırılacaktır. Buradaki iğfal kaabiliyeti konumuz açısından standart bilgisayar ve internet fonksiyonlarının yaygın kullanımını bilen ve bunu uygulayabilen herkesi yani ortalama bir bilgisayar ve internet kullanıcısını aldatabilecek nitelikte hile ve desiseleri içeren bir iğfal kaabiliyetidir. Gerçekten de dialer programlarının belirgin özelliği kullanıcılara belirli vaadlerde bulunması ama programı bilgisayarına yükleyip çalıştırdıktan sonra uluslararası veya pahalı telefon hatlarına bağlanılacağının belirtilmemesidir. Hatta bu program sayesinde internet gezintisinin kısalacağı ve böylece telefona daha az para ödenileceği dahi söylenmektedir. Bir dialer programı gerçekten de hem hazırlanışı hem de çalışma sistemi bakımından ancak uzman olan kişilerin anlayabileceği bir programdır. Ortalama bir internet kullanıcısının bunu anlaması mümkün değildir. Kullanıcı internete girip çıkarken dialer programı kullanıcıya çok yüksek miktarlarda telefon faturası getirecek fonksiyonunu icra etmektedir. Açıkçası bilgisayar teknolojisi kullanılarak insanlar tuzağa düşürülmektedir. Bu sebeple dialer programları ile işlenen suçun TCK 503 f.1 kapsamında değerlendirilebileceği söylenebilecektir. Fakat bugün itibarı ile bu programları 503. madde kapsamına sokmaya imkan ve gerek yoktur. Çünkü TCK 525/b f.2 ile bu konu özel olarak düzenlenmiştir. Özel bir düzenleme varken genel bir düzenlemeye gidilemeyeceği hukukun genel bir prensibidir. Ayrıca TCK 525/b f.2’de düzenlenen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı TCK 503’de düzenlenen cezanın üst sınırından daha yüksektir. İşlene bir suç ile kanunun muhtelif hükümlerini ihlal edenlerin daha ağır cezayı içeren hüküm uyarınca cezalandırılacağı TCK m.79 hükmünün emridir.C. Sonuç :Dialer programları örneğinde de görüldüğü gibi ortalama bir internet kullanıcısı hatta ileri düzeyde bir internet kullanıcısı dahi internet üzerinde çok çeşitli tehlikelere maruz kalmaktadır. Bu tehlikeler insanın siniri bozmaktan veya etik olmamaktan çok öte bir anlam taşımaktadır. Teknoloji kullanılarak yapılan tüm eylemler hukuk düzenine ve hukuk güvenliğine karşı yapılmaktadır. Bu sebeple bu tür eylemleri haber alan yargı organları en kısa zamanda duruma el koymalı, konunu teknik özelliklerinden faydalanarak kendilerine çıkış yolu bulmaya kalkanlara karşı teknik destek alarak kovuşturma yapılmalıdır. Dialer programlarının yarattığı madurşyet en kısa zamanda giderilmeli ve insanların zaafiyetinden faydalanarak kendilerine çıkar sağlayanlar süratle cezalandırılmalıdırlar.3. Borçlar Hukuku Yönünden:Dialer programlarının yarattığı sonuçlar kendisini kişilerin malvarlığında bir eksilme olarak göstermektedir. Acaba burada Borçlar Hukuku yönünden ilişkilerin hukuki durumu nedir? Özellikle milyarlarca liralık faturaları ödemek zorunda bırakılan insanların Borçlar Hukuku yönünden bir savunmaları veya talepleri olabilir mi?Bu sorunların çözümü için öncelikle taraflar arasında borç ilişkilerinin var olup olmadığını incelememiz gerekmektedir. Burada borç ilişkilerinin tarafları internet kullanıcısı, web sitesi sahibi, sistemi işleten ve alt yapıyı hazırlayan olacaktır. Şematik olarak göstermek gerekirse:Buradaki ilişkileri açıklamak gerekirse;Alt yapı sağlayan ile sistemi işleten arasındaki ilişki telekomünikasyon hatlarının kiralanması ilişkisidir. Sistemi işleten ile web sitesi arasındaki ilişki ise bir vekalet akdi olarak nitelendirilebilir veya bu web siteleri sistemi işletenin temsilcisi veya acentası gibi kabul edilebilir. Web sitesi sahibi ile kullanıcı arasındaki ilişkiyi akdi olarak nitelendirmek güç görünmektedir. Kullanıcı web sitesi içeriğinden faydalanmak istemekte, web sitesi de içeriğini ona sunmayı taahhüt etmektedir. Kullanıcının buradaki yükümü dialer programını bilgisayarına yüklemek, web sitesi sahibinin yükümü ise kullanıcının içeriğe ulaşmasını sağlamaktır. Kullanıcı ile alt yapı sağlayıcı arasında da ayrıca bir abone sözleşmesi mevcuttur. Çünkü ülkemiz açısından dialer sistemini işletene alt yapıyı sağlayan ile kullanıcıya telefon hattı tahsis eden kuruluş aynıdır. Bütün bu ilişkiler yumağı içerisinde kullanıcının dialer programını çalıştırıp uluslararası veya pahalı telefon hatlarına bağlanmasıyla, web sitesi sahipleri ve alt yapıyı sağlayan, kullanıcının ödediği-ödeyeceği paradan belli bir pay alırlar. Sistemi işleten de (yukarıdaki şemada gösterilmeyen) bağlantı yapılmasını sağladığı uluslararası kuruluştan veya pahalı hattı sağlayan telefon kuruluşundan payını alır.Kısaca sistem bu şekilde çalışmaktadır. Görüldüğü üzere bu ilişkiler yumağında zararlı çıkan ve aslında ne olup bittiğinden bile haberi olmayan tek kişi kullanıcıdır. Burada sorulması gereken soru kullanıcının dialer programını indirmesiyle bir sözleşmenin tarafı olup olmadığı ve kendisine “kabarık” telefon faturasını gönderen kuruluşa karşı web sitesi sahibi ile arasındaki sözleşmeye dayanarak bir savunmada bulunup bulunamayacağıdır.A) Sözleşmenin Kurulması (İcap-Kabul) Yönünden :Yukarıda belirttiğimiz problemlerin çözümü için takip edilebilecek bir yol, Borçlar Kanunu’nun icap-kabul hükümlerinden yola çıkmaktır. Borçlar Kanunu’na göre bir sözleşmenin oluşabilmesi için karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının var olması gerekir. Yani icabı yapanın icabını karşı tarafın kabul etmesi gerekir. Ayrıca yazılı bir sözleşme yapılmışsa her iki tarafın da imzasının bulunması şarttır. Burada bunların ayrıntısına girmeyeceğiz. Burada incelenmesi gereken nokta kullanıcı ile web sitesi sahibi arasındaki akdi ilişkide taraf iradelerinin sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuş olup olmadığıdır. Esaslı noktalarda uyuşma yok ise sözleşme de kurulmamış olacaktır. Burada eğer bir sözleşme ilişkisinin mevcudiyeti kabul edilirse bu sözleşmenin esaslı noktaları olarak karşımıza şunlar çıkacaktır:- Kullanıcının dialer programını bilgisayarına yüklemesi ve bu sayede web sitelerini hızlı ve ücretsiz olarak gezebilmesi.- Web sitesi sahibinin kullanıcının web sitesi içeriğine erişmesini sağlaması İşte bir uyuşmazlık durumunda problemin çözülebilmesi için taraf iradelerinin somut olayda uyuşup uyuşmadığının incelenmesi gerekecektir. Hiç tereddütsüz söylenebilir ki taraf iradeleri burada uyuşmamıştır. Buna ilişkin kanıtlar ise web sitesinin anahtar program olarak nitelediği programa ilişkin yazılarından ve kullanıcının telefon faturalarının ayrıntılı dökümlerinden elde edilecektir. Kullanıcı web sitesinden ücretsiz faydalandığını zannederken uluslararsı veya pahalı telefon hatlarına bağlanarak yüksek ücretlerin muhatabı olmaktadır. Öncelikle taraf iradelerinin uyuşmaması sebebiyle hukuken bu sözleşme doğmamış sayılmalıdır.B – Hile Yönünden :Kanımca dialer programlarına ilişkin problemlerin borçlar hukuku açısından çözümü Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hile hükümleriyle halledilmek gerekir. Borçlar Kanunu’nun 28. maddesine göre:“Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz. Üçüncü bir şahsın hilesine düçar olan tarafın yaptığı akit lüzum ifade eder. Şu kadar ki diğer taraf bu hileye vakıf bulunur veya vakıf olması lazımgelirse, o akit lazım olmaz.” Dialer programları ile bir internet kullanıcısının konunun başında belirttiğimiz şekilde uluslararası veya paralı hatlara bağlanmasının bir hile olduğu açıktır. Çoğu internet kullanıcısı için bu hile anlaşılamayacak düzeydedir. Dialer programları gerçekten de tam bir hile aracı olarak kullanılmak üzere yapılandırılmışlardır. Üstelik programın kendisine ek olarak web sitelerinde kullanıcılara çeşitli vaadlerde bulunulmakta, biraz şüpheci kullanıcılar için ise onların şüphelerini azaltabilecek sözler sarfedilmektedir. Örneğin;“Sitemize olan yoğun ilgi sebebiyle serverlarımızda oluşan tıkanıklığa sizin için bir çözüm bulduk. Sadece 35 kb’lık anahtar programı indirin ve internetten sınırsızca müzik indirmenin keyfini yaşayın. Üstelik kredi kartı yok, şifre yok, sizler için bedava hazırladık.” Bu beyanlar ve programın teknik özelliği gereği kullanıcıların aldatıldıkları tartışma götürmez biçimde ortaya çıkmaktadır. Peki kullanıcılar gelen kabarık telefon faturaları sebebi ile telefon kuruluşuna karşı bu hileden dolayı bir başvuruda bulunabilecekler midir?Bu hususu da maddenin ikinci fıkrası düzenlemiştir. Yukarıdaki şemadan da görüleceği gibi alt yapı sağlayan ve aynı zamanda kullanıcıya telefon hattı tahsis eden kuruluş web sitesi sahibi ile kullanıcı arasındaki ilişkide üçüncü şahıs durumundadır. Bu sebeple web sitesi sahibinin hilesine maruz kalan kullanıcının telefon kuruluşuyla yaptığı sözleşme geçerli olacaktır. Fakat kullanıcı telefon kuruluşunun hileyi bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse abonelik sözleşmesiyle bağlı olmayacak ve ödediği miktarı sebebpsiz zenginleşme hükümlerine gore telefon kuruluşundan talep edebilecektir. Eğer bunu ispatlayamazsa telefon kurululşuna karşı olan edimini yerine getirip web sitesi sahibine ve sistemi işleten rücu edecektir.4. SONUÇ :Bu yazıda ele almış olduğumuz konu son günlerde iyice artış gösteren ve adeta bilgisayarın insanları sömürme makinesi haline getirildiği bir konudur. Konu tüketicinin korunması açısından da etik açıdan da ele alınabilirdi. Ama bu hacimdeki bir yazıda konu sadece ceza hukuku ve borçlar hukuku açılarından ele alınmıştır.Bu duruma en kısa zamanda dur denilmeli ve sorumlular hakkında yasal işlemlere geçilmelidir. Elimizde bunu yapabilecek yasal dayanaklarımız da yukarıda gösterdiğimiz gibi mevcuttur. Kullanıcılar olarak bizlerin de bu kişilerin ağına düşmemesi, akla ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen vaatler sunanlar karşısında bir kere daha düşünüp öyle karar vermemiz gerekir.
Dialer Programlarının Ceza Hukuku Ve Borçlar Hukuku Açısından Değerlendirilmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Ali Osman Özdilek'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

27 Temmuz 2007 Cuma

YARGITAYDAN İLGİNÇ KARAR

Kavgada kendi düşen ağlamaz" kararı
ANKARA (ANKA)- Yargıtay, eline taş alarak tartıştığı kişinin geriye doğru adım atarken düşüp yaralanmasına neden olan sanığın yargılandığı davada emsal bir karara imza attı. Yerel mahkeme, sanığın "kasten adam öldürmeye tam teşebbüs" suçunu işlediği gerekçesiyle, 10 yıl hapis cezası verirken Yargıtay, mahkemenin kararını bozarak, beraat istedi.
Bartın'da meydana gelen trajikomik bir olay, çok basit nedenlerle insanların cinayet zanlısı olarak yargılanabileceğini gözler önüne serdi. Bartın'da yaşıyan amca-yeğen, tavukların birbirlerinin bahçelerini kirletmeleri üzerine tartışmaya başladı. Yeğen C.Y, amcası İ.Y ile arasında ağır küfürlerle sona eren tartışma tavukların bu defa C.Y'nin bahçesindeki masaya çıkıp pisletmeleri üzerine tekrar alevlendi. Tavukları küfürle kovalayan C.Y.'nin bu küfürlerini kendisine yapıldığını düşünen İ.Y'nin eşi de karşılık verdi. Tartışmanın kavgaya dnüşmesiyle eline geçirdiği sopayla yeğenine saldıran İ.Y'ye yeğeni de karşılık verdi. Bu sırada yerden taş alan C.Y de amcasının üzerine yürüdü. Kavga sırasında yeğeninden geri geri kaçan amca İ.Y dengesini kaybederek yere düştü. Düşme sonucu her iki gözünde optik sinir fonksiyon kaybı da meydana gelen ve 25 gün iş göremez raporu alan İ.Y., C.Y.'den şikayetçi oldu. MAHKEMEDEN 10 YIL HAPİS CEZASI Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan C.Y. tavuk pisliği nedeniyle başlayan tartışma sonrası "kasten adam öldürmeye tam derecede teşebbüs" suçunu işlediği gerekçesiyle 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. YARGITAY'IN KARARI Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği kararı bozarak şu kararı verdi:
"Sanığın, saldırıyı önlemek için yerden taş aldığı ancak mağdura vurmadığı, bu sırada mağdurun geri geri gidip ayağı takılması sonucu başını yerdeki menfeze çarparak yaralandığı, olayda sanığın yasal savunma şartları içinde bulunduğu, ceza tertibine yer olmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiği gözeltilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir”
Oy çokluğuyla alınan karara Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı Cengiz Erdoğan muhalif kaldı. Erdoğan, karşı oy yazısında şu görüşlere yer verdi: “Sanığın eylemi ile düşme arasında nedensellik bağı bulunduğundan, sanığın bilerek ve kasten yaptığı bu eyleminden sorumlu tutulması gerekmektedir.” -->

Türk profesör NASA'dan ödül aldı

TOKAT (İHA) - Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi'nde Elektronik ve Bilgisayar Fakültesi'nde görevli Prof. Dr. Numan Sadi Doğan'a, geliştirdiği haberleşme çipi için 'NASA Üstün Başarı Ödülü' verildi. Geliştirilen telekomünikasyon çipin NASA'nın Mars ve diğer gezegenlere düzenleyeceği robotlu uzay kesif ve araştırmalarında kullanılacağı kaydedildi.Tokat'ın Erbaa ilçesinde yaşayan anne ve babasını ziyarete gelen Prof. Dr. Doğan, geliştirdiği çipi İHA'ya anlattı. Prof. Dr. Doğan'ın geliştirdiği çip, radyasyona ve aşırı sıcaklık değişmelerine karşı dayanıklılık göstererek çok düşük güçle çalışıyor. 4 yıldır Prof. Doğan ve ekibinin çalışmasına NASA 2 milyon dolar proje desteği sağlarken, 5 milimetre eninde, 6 milimetre boyunda olan çipin kalınlığı ise yaklaşık olarak 3 adet saç teli kalınlığında. İçerisinde binlerce transistor ve değişik devre elemanı ile geliştirilen çip, düşük voltaj ve akım ile çalışılıyor. Radyasyona ve uzayda karşılaşılan çok yüksek ve düşük sıcaklıklara dayanıklılık gösteren çip, önemli bir iletişim imkanı sağlayacak.Prof. Dr. Numan Sadi Doğan, çipin telekom linklerinde kullanıldığını belirterek, "Bu çip, yörüngedeki bir aracın Mars üzerindeki bir robotla iletişim kurmasını haberleşmesini sağlıyor. Veya iki robot arasında bilgi alışverişini sağlıyor. Bu astronotun üzerine de takılabilir veya robotlar bu çipleri kullanıp iki robot arasında veya uzay aracı ile robot arasında komünikasyon sağlanabilir. Elektro manyetik dalgalar çipin çıkışında bilgiye dönüşüyor" dedi.Uzaya gönderilen aracın ağırlığının önemli olduğunu, mümkün olduğu kadar küçük ağırlıklar ve az enerji ile çalışabilen gereçlerin NASA'nın işini kolaylaştırdığını ve doğrultuda çalışmalar yapıldığını belirten Doğan, "Bu projenin tasarımından fonksiyonel olarak bitirilmesine kadar benim liderliğimde ve sorumluluğumda gerçekleşti. Branş şefi Japon asıllı Gene Fujikava ile 4 yıldır sürdürdüğümüz proje için Kuzey Carolina Eyaleti'nde 2 üniversite ortaklaşa çalıştık. Bu çalışmaya 5 profesör ve 10'dan fazla mastır ve doktora öğrencileri katıldı" diye konuştu.Doğan, Türkiye'de de artık bilim teknik ve araştırma bir yerlere doğru geldiğini gördüklerini ifade ederek, şöyle konuştu:"Maalesef bürokratik yaklaşım ve bazı yanlış tutumlar bilim adamlarının yurt dışında kalmasına etken oluyor. Her ne kadar ben Amerika'da yaşıyor olsam da elimden geldiği kadar Türkiye'ye, Türk insanına, gençlerimize yardım etmeye çalışıyorum. Amerika'daki imkanlarımı kullanarak 5 öğrenciye doktora, 10 Türk gencine mastır verdim."Genç Türk araştırmacılarla birlikte yürüttüğü projede, veri alışverişi yapabilecek bir çiple ilgili ödülü Doğan'ın Türkiye'de olması nedeniyle ekip arkadaşları, NASA Glenn Uzay Merkezi'nde 25 Temmuz'da düzenlenen törenle aldı. Evli ve 5 çocuk babası olan Prof. Doğan, ilk öğrenimini Tokat'ta yatılı okuyarak, Karadeniz Teknik Üniversitesi'ni (KTÜ) kazandı. 1975 yılında KTÜ Elektronik ve Haberleşme Bölümü'nden mezun olan Doğan, Trabzon ve Ankara'da TEK mühendis olarak çalıştı. Mastır ve doktorasını yapmak için gittiği yurt dışında 1986 yılında Mişigan Üniversitesi'nde yari-iletken teknolojileri üzerine çalışmalarını tamamlayarak doktorasını aldı. ABD'de değişik üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalışan Doğan, ABD'de federal ve özel sektör kaynaklı yaklaşık 20 araştırma projesini başarı ile tamamladı ve 60'ın üzerinde bilimsel yayını uluslararası sempozyum ve dergilerde yayınlandı. 3 yıl önce kurulan Türk-Amerikan Bilim Adamları Derneği'nin (TASSA) kuruculuğunda öncülük ederken, halen TASSA'nin yönetim kurulu üyeliğini sürdürüyor. 52 yaşındaki Prof. Dr. Doğan, 75 yaşındaki emekli öğretmen Hayri Doğan ve ev hanımı annesi Hatice Doğan ise oğulları ile gurur duyduklarını, önemli çalışmaları nedeniyle hasretlerini bağırlarına bastıklarını kaydetti.

Hazine işgalcilerine kıyak

Maliye Bakanlığı, Hazine arazilerini işgal edenlerin yüzde 25'i peşin, 1 yıl vadeli olmak üzere ecrimisil ödeyerek kullanıma devam etmesi için düzenleme yaptı. Maliye Bakanlığı'nın Milli Emlak Genel Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı. Tebliğ ile Hazine'nin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin işgalen kullanıldığının tespiti halinde İdarece yürütülecek ecrimisil tespit, takdir ve tahsil işlemlerine ilişkin esas ve usuller düzenlendi.Hazine taşınmazlarından kiraya verilen, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilenlerin dışında kalanların fiili durumları, Milli Emlak Genel Müdürlüğü (illerde defterdarlık, ilçelerde milli emlak müdürlükleri) tarafından hazırlanan program dahilinde mahallinde tespit edilerek "Taşınmaz Tespit Tutanağı" düzenlenecek. Söz konusu tutanakta; işgalin başlangıç tarihi, taşınmazın işgale veya kullanıma konu olan yüzölçümü, işgalcileri, kullanım amacı, ecrimisil takdirinde yararlanılabilecek bilgiler ile bilinmesinde yarar görülen diğer bilgilere yer verilecek.KAMUNUN ZARARINA BAKILMAYACAKHazine taşınmazlarının kişilerce işgale uğradığının tespit edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde "Taşınmaz Tespit Tutanağına" dayanılarak ecrimisil İdarece tespit edilecek ve yönetmeliğe göre oluşturulan komisyonca karara bağlanacak.Ecrimisilin tespit ve takdirinde, İdarenin zarara uğrayıp uğramadığına, işgalcinin kusurlu olup olmadığına ve taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekline bakılmaksızın İdarenin bu taşınmazdan işgalden önceki haliyle elde edebileceği muhtemel gelir esas alınacak. İşgalden önceki haliyle fiziki ve hukuki açıdan tamamen benzer nitelikte olan iki taşınmazın farklı şekillerde kullanıma konu edilerek işgal edilmiş olması, her iki taşınmazdan farklı tutarlarda ecrimisil alınmasını gerektirmeyecek.Ecrimisil tespit ve takdir edilirken, Hazine taşınmazının değerini etkileyebilecek; imar durumu, yüzölçümü, niteliği, tarım arazilerinde verimi, alt yapı hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı, konumu, işgalden önceki haliyle kullanılması halinde getirebileceği gelir gibi her türlü objektif ölçüler dikkate alınarak rayiç değer tespit edilecek.Ecrimisilin tespitinde ayrıca; aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, gerektiğinde ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulacak. Ayrıca, 4916 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19 Temmuz 2003 tarihinden sonra Hazine taşınmazları üzerinde yapılan yasal olmayan her türlü yapı ve tesisler (takılıp-sökülebilir nitelikli olanlar hariç), başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edeceğinden, bu nitelikteki işgaller için ecrimisil, zeminle birlikte muhdesat da dikkate alınarak tespit ve takdir edilecek.Kiraya verilen, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilen taşınmazlarda sözleşmenin bitiminden sonra kullanımın devam etmesi halinde, varsa sözleşme veya resmi senetteki hükme göre işlem yapılacak. Aksi takdirde işgalciler hakkında ecrimisil tespit, takdir ve tahsilatı yapılacak.Hazine'nin paydaşı olduğu taşınmazların işgali halinde, Hazine payına tekabül eden miktar esas alınarak ecrimisil takip ve tahsilatı yapılacak.PEŞİN 3 GÜN, TAKSİT 1 YILDAEcrimisil; Ecrimisil İhbarnamesinin, düzeltme talebinde bulunulmuş ise Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesinin ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren 30 içinde muhasebe birimlerine ödenecek. Ecrimisil borçlusunun ödeme güçlüğü nedeniyle yazılı olarak talep etmesi halinde ecrimisil, en az yüzde 25'i peşin kalan kısmı ise İdarenin uygun göreceği taksit zamanlarında ve en fazla bir yıl içinde taksitler halinde ödenebilecek. Alacağın kalan kısmına kanuni faiz uygulanacak.30 gün içinde rızaen ödenmeyen ecrimisil, milli emlak birimlerince Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere 15 gün içerisinde vergi dairelerine veya gelir servislerine intikal ettirilecek. İşgalciler tarafından dava açılmış olması, yürütmeyi durdurma kararı alınmadıkça, ecrimisilin takip ve tahsil edilmesi işlemini durdurmayacak.DÜŞÜK TUTARLI ECRİMİSİL İÇİN TAKSİT OLMAYACAKTaksitli ödeme için tutar sınırı getirildi. Tüm belediyeler için kategorisine göre bütçe kanununda öngörülen bedellerin yüzde 2'sini, belediye ve mücavir alan sınırları dışındaki yerler için bütçe kanununda belirlenen bedelin yüzde 1'ini geçmeyen ecrimisil bedellerinin taksitlendirilmesi talepleri kabul edilmeyecek. Ecrimisil taksitlerinden birinin vadesinde ödenmemesi durumunda, kalan ecrimisil alacağının tamamı gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecek. Kiraya verilen, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilen taşınmazlardan süresi dolduğu halde tahliye edilmeyen, sözleşmesi feshedilen veya herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın fuzuli olarak işgal edilen Hazine taşınmazlarının tahliyesi; hasat sezonu, iş ve hizmetlerin mevsimlik faaliyet dönemi de dikkate alınarak defterdarlık veya malmüdürlüğünün talebi üzerine, bulunduğu yer mülki amirince en geç 15 gün içinde sağlanarak, taşınmaz İdarece görevlendirilecek memurlara boş olarak teslim edilecek. Buna karşın, işgalcinin tahliyesinin herhangi bir nedenle sağlanamamış olması, aynı taşınmazdan ikinci ve müteakip defa ecrimisil bedeli istenmesine engel olmayacak. İkinci ve müteakip defalar ecrimisil tahsil edilmiş olması, işgalcinin tahliye edilmesine de engel teşkil etmeyecek. Ecrimisil bedellerinin tahsil edilmesi, taşınmazdaki kullanımın devamı hakkını vermeyecek.

24 Temmuz 2007 Salı

Ortadoğu Üzerine Bir Öngörü

Yalnızca bir tahmindir. Herhangi bir araştırmanın sonucu değildir. Nasrallahlı Hizbullah darbe yapar. Lübnan ordusu ile Hizbullah orduları birleşir. Hariri (oğul) başbakan olur siyasi ve askeri olarak halk destekli bir yönetim oluşturulmuş olur. Hizbullah dini yönüyle İran'dan siyasi yönüyle Rusya'dan yardım alır. Böylece taraflar şekillenir : *ABD, İsrail *Rusya, İran, Hizbullah Tabii ki bu taraflar lider konumundakiler. Bir de bunların destekçileri diğer bir deyişle kuklaları var. Onları da bu iş içine katarsak bunun bir özeti vardır : Dünya Savaşı. Armagedon . Peki Türkiye'nin böyle bir durumda rolü ne olur? Erdoğan cumhurbaşkanı olur, AKP iktidarı devam eder, TSK biraz daha kontrol altına alınır. El altından ABD destekçisi olunur. ABD üs sayısını artırır. Daha sonra savaş bilinen Armagedon haline dönüşür. Türkiye bu durumda mecburen savaşın içindedir. Ama görüldüğü gibi zaten kaybetmişizdir. Bunun zamanı nedir? İsrail bir devlet olarak Ortadoğu'da anılmaya başladığı tarih bunun da başlangıç tarihidir. 11 eylül ile fitil ateşlenmiştir. Irak ilk kaledir. Lübnan ise savaşın yönünü belirleyen hareket. Olacaklar ile ilgili çalakalem yazılmış bir öngörüdür. Ciddiyeti bu oranda ölçülmelidir.

"Sayın Öcalan" davası Yargıtay'a taşınacak."SAYIN ÖCALAN" SÖZÜ İKİ YIL HAPİS CEZASI GEREKTİRİYOR

ÖCALAN' A SAYIN DAVASI YARGITAYDA
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği karara direnerek dosyanın Yargıtay'a gönderilmesini sağlayacak.Başsavcılık, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında "Sayın Öcalan" sözüne verilen takipsizlik kararını kaldırması üzerine verdiği kararda direndi. Başbakan Erdoğan hakkında fezleke düzenleyip TBMM'ye göndermesi beklenen Başsavcılık, kanun yararına bozma yolunu seçerek dosyayı önce Adalet Bakanlığı'na gönderdi. Adalet Bakanlığı, kanun yararına bozma talebini kabul ederse Başbakan Erdoğan hakkındaki dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilecek.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan Erdoğan hakkındaki dosyayı, ilgili daire olan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne gönderecek. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin vereceği karar sonrası Başbakan Erdoğan ile ilgili karar kesinleşmiş olacak. Daire, Başbakan Erdoğan'ın yargılanmasına karar verirse dosya yeniden Ankara Cumhuriyet Başsavcılğı'na gönderilecek. Başsavcılık daha sonra fezleke düzenleyip TBMM'ye gönderebilecek.SÜREÇ NASIL GELİŞTİ?Başbakan Erdoğan'ın, Avrupa'da bir radyoda 2000 yılında yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan'dan iki kez "sayın" ve şehitlerden de "kelle" diye söz ettiği ileri sürülmüştü. Bu sözü kullandığı gerekçesiyle Başbakan Erdoğan aleyhine 10 ayrı suç duyurusu yapılmış ve Ankara Başsavcılığı, TCK'nın "Suçu ve suçluyu övmek" başlıklı 215. maddesi uyarınca Erdoğan hakkında inceleme başlatmıştı.Erdoğan'ın konuşmalarının yer aldığı kasetleri inceledikten sonra kararını oluşturan Başsavcılık, hem "söz konusu ifadelerin suç işleme kastıyla söylenmediği, dolayısıyla konuşmada suç unsurunun bulunmadığı" hem de zamanaşımının dolduğu hesabıyla Erdoğan hakkında takipsizlik kararı vermişti."SAYIN ÖCALAN" SÖZÜ İKİ YIL HAPİS CEZASI GEREKTİRİYORAnkara Başsavcılığı'nın takipsizlik kararına itiraz edildi. Bu itiraz da yasa gereği Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'nca incelenerek karara bağlandı. Başkanlık, Erdoğan hakkındaki takipsizlik kararını hem "Zamanaşımı süresi dolmamıştır" hem de "delillerin mahkemece takdir edilmesi gerekir" görüşleriyle takipsizlik kararını kaldırdı. Erdoğan hakkında yargılama gereğine işaret edilen karar, Başsavcılığa gönderilmişti.Takipsizlik kararından direnen Başsavcılılık, dosyayı Adalet Bakanlığı'na göndererek "kanun yararına bozma" talep etti. Adalet Bakanlığı, talebi kabul ederse dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilecek.

Bakanlar Kurulu'ndan e-muhtıraya yanıt MUHTIRA

MUHTIRA
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, ''Halkımız, 22 Temmuz seçimlerinde siyasetin, sadece siyaset aktörleri tarafından yapılması gerektiğini ortaya koymuştur'' dedi.Şahin, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, teamüller gereği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bakanlar Kurulunun istifasını dün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e sunduğunu, Cumhurbaşkanı'nın da yenisi kurulana kadar hükümetin görevini sürdürmesini istediğini anımsattı.Bugünkü toplantının 59. hükümetin son toplantısı olmadığını, büyük ihtimalle gelecek hafta pazartesi günü Bakanlar Kurulunun yine toplanacağını anlatan Şahin, toplantıda 22 Temmuz seçimlerinin değerlendirildiğini söyledi.Şahin, ''22 Temmuz seçimleri, demokrasimizi daha da güçlendirmiştir. Bunda Türkiye'nin AB süreciyle de bağlantılı olarak daha özgür, daha demokratik bir ülke olmasının, açık topluma sahip olmasının payı büyüktür. Böyle olunca halkın ana damarı ortaya çıkmıştır. Halkımız, 22 Temmuz seçimlerinde siyasetin sadece siyaset aktörleri tarafından yapılması gerektiğini ortaya koymuştur dedi.Yeni TBMM'de farklı görüşlerin daha fazla temsiline yol açan bir tablo oluştuğunu söyleyen Şahin, bunu Türkiye için bir kazanç olarak değerlendirdiklerini belirtti.Şahin, seçimler sonucunda TBMM'de kadınların daha fazla sayıda temsil edilme imkanı bulduklarını belirterek, kadın milletvekillerinin çoğunun büyük şehirlerden değil Anadolu'dan geldiklerinin altını çizdi.22 Temmuz seçimlerinin ''içe kapanmacı politikaların iflas ettiğini, ''dışa açılmacı politikaların ise destek gördüğünü'' ifade eden Şahin, ''72 milyon halkımızı kucaklayan politikalar kazanmıştır. Bakan arkadaşlarımız, sonuçları değerlendirirken, güven ve istikrarın kazandığını, güven ve istikrarın gelecek dönemde de devam edeceğinibunun da kazanç olacağını ifade etmişlerdir. Şimdi daha çok çalışarak, halkımızın refah seviyesini daha da yükseltmek, ülke ekonomisini daha da büyütmek zorundayız" dedi.Şahin, gelecek hafta TBMM yemin töreninin yapılacağını ardından da yeni hükümeti kurmakla görevlendirme işleminin gerçekleştirileceğini belirterek, "Anayasa ve iç tüzük gereği hükumet programı okunacak, iki tam gün geçtikten sonra görüşmeler ve güven oylaması yapılacaktır. Ve yeni meclis ve hükümet çalışmalarına başlayacaktır" diye konuştu.

23 Temmuz 2007 Pazartesi

İşte Meclis'e girecek 550 milletvekili

Seçime katılım oranı yüksek oldu, TBMM'ye 3 parti girebildi AKP tek başına iktidar milletvekili genel seçiminden iktidar partisi AKP güçlenerek çıktı. Katılım oranının yüksek olduğu seçimden birinci parti çıkan AKP, henüz kesin olmayan sonuçlara göre 340 dolayında milletvekili çıkarabilecek oy aldı.Umduğunu bulamayan ana muhalefet partisi CHP'nin milletvekili sayısı 110 civarında kalırken, bir önceki seçimde barajı aşamayan MHP yüzde 14 civarında oy oranı ile Meclis'e girdi ve 70 dolayında milletvekili çıkardı. Aralarında DP, GP ve SP'nin de bulunduğu diğer partiler barajı aşamadı.Bu seçimde bağımsızların sayısında büyük artış gözlendi. Seçime katılmayan DTP'nin desteklediği 20'den fazla bağımsız aday seçimi kazandı ve bu partinin Meclis'te grup kuracak güce eriştiği görüldü.Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz Rize'den, Muhsin Yazıcıoğlu da Sivas'dan bağımsız milletvekili oldu.Adana başta olmak üzere bazı illerde partiler ve bağımsız adayların birbirine çok yakın oy alması ve tasnifin henüz sonuçlanmaması nedeniyle birkaç milletvekiliğinde değişiklik olması bekleniyor.Resmi olmayan kesin sonuçlara göre AKP: 340, CHP: 111, MHP: 71 milletvekili çıkarıyor. Mesut Yılmaz ve Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 28 bağımsız aday da Meclis'e giriyor.Kesin olmayan sonuçlara göre seçimi kazanan 550 milletvekilinin adı, partisi ve seçim bölgesi şöyle: İŞTE LİSTE...ADANA (14)Dengir Mir Mehmet Fırat, Ömer Çelik, Necdet Ünüvar, Fatoş Gorkan, Vahit Kirişci, Ali Küçükaydın (AKP), Nevin Gaye Erbatur, Mustafa Vural, Hulusi Güvel, Tacidar Seyhan (CHP), Recai Yıldırım, Kürşat Atılgan, Yılmaz Tankut (MHP), Nazmi Gür (Bağımsız).ADIYAMAN (5)Fehmi Hüsrev Kutlu, Ahmet Aydın, Şevket Gürsoy, Mehmet Erdoğan (AKP), Şevket Köse (CHP).AFYON (7)Sait Açba, Veysel Eroğlu, Halil Aydoğan, Ahmet Koca (AKP), Abdülkadir Akcan, Sefa Çetin (MHP), Halil Ünlütepe (CHP).AĞRI (5)Yaşar Eryılmaz, Cemal Kaya, Mehmet Hanifi, Fatma Kotan, Abdülkerim Aydemir (AKP).AMASYA (3)Akif Gülle, Avni Erdemir (AKP), Hüseyin Ünsal (CHP).ANKARA 1. Bölge(15)Cemil Çiçek, Ali Babacan, Bülent Gedikli, Nazmi Haluk Özdalga, Zeynep Dağı, Mehmet Zekai Özcan, Faruk Koca, Burhan Kayatürk, (AKP), Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Emrehan Halıcı, Nesrin Baytok, Hakkı Suha Okay (CHP), Yıldırım Tuğrul Türkeş, Bekir Aksoy (MHP).ANKARA 2. Bölge (14)Beşir Atalay, Salih Kapusuz, Mehmet Zafer Çağlayan, Mustafa Said Yazıcıoğlu, Ahmet İyimaya, Reha Denemeç, Halup İpek, Aşkın Asan (AKP), Yılmaz Ateş, Zekeriya Akıncı, Mücahit Pehlivan, Tekin Bingöl (CHP), Ahmet Deniz Bölükbaşı, Mustafa Cihan Paçacı (MHP).ANTALYA (13)Mehmet Ali Şahin, Sadık Badak, Abdurrahman Arıcı, Mevlüt Çavuşoğlu, Yusuf Ziya İrbeç (AKP), Deniz Baykal, Hüsnü Çöllü, Osman Kaptan, Atila Emek, Tayfur Süner (CHP), Tunca Toskay, Hüseyin Yıldız, Mehmet Günal (MHP).ARTVİN (2)Saffet Kaya (AKP), Ensar Öğüt (CHP).AYDIN (8)Atilla Koç, Mehmet Erdem, Ahmet Ertürk (AKP), Ertuğrul Kumcuoğlu, Ali Uzunırmak, Recep Taner (MHP), Özlem Çerçioğlu, Mehmet Fatih Atay (CHP).BALIKESİR (8)Ahmet Edip Uğur, Mehmet Cemal Öztaylan, Ayşe Akbaş, İsmail Özgün, Ali Osman Sali (AKP), Hüseyin Pazarcı, Ergün Aydoğan (CHP), Ahmet Duran Bulut (MHP).BİLECİK (2)Fahrettin Poyraz (AKP), Yaşar Tüzün (CHP).BİNGÖL (3)Cevdet Yılmaz, Yusuf Coşkun, Kazim Ataoğlu (AKP).BİTLİS (4)Zeki Ergezen, Vahit Kiler, Cemal Taşar (AKP), Mehmet Nezir Karabaş (Bağımsız).BOLU (3)Metin Yılmaz, Yüksel Coşkunyürek, Fatih Metin (AKP).BURDUR (3)Bayram Özçelik, Mehmet Alp (AKP), Ramazan Kerim Özkan (CHP).BURSA (16)Faruk Çelik, Mehmet Altan Karapaşaoğlu, Hayrettin Çakmak, Mehmet Emin Tutan, Canan Candemir Çelik, Mehmet Tunçak, Sedat Kızılcıklı, Ali Koyuncu, Ali Kul, Mehmet Ocaktan (AKP), Onur Başaran Öymen, Kemal Demirel, Abdullah Özer (CHP), Necati Özensoy, Hamza Hamit Homriş, İsmet Büyükataman (MHP).ÇANAKKALE (4)Mehmet Daniş, Müjdat Kuşku (AKP), Ahmet Küçük (CHP), Mustafa Kemal Cengiz (MHP).ÇANKIRI (3)Nurettin Akman, Suat Kınıklıoğlu (AKP), Ahmet Bukan (MHP).ÇORUM (5)Agan Kafkas, Cahit Bağcı, Murat Yıldırım, Ahmet Aydoğmuş (AKP), Derviş Günday (CHP).DENİZLİ (7)Mehmet Yüksel, Selma Aliye Kavaf, Mehmet Salih Erdoğan, Mithat Ekici (AKP), Hasan Erçelebi, Ali Rıza Ertemür (CHP), Emin Haluk Ayhan (MHP).DİYARBAKIR (10)Mehmet Mehdi Eker, Kudbettin Arzu, M. İhsan Arslan, Abdurrahman Kurt, Osman Arslan, Ali İhsan Merdanoğlu (AKP), Akın Birdal (Bağımsız), Gülten Kışanak (Bağımsız), Aysel Tuğluk (Bağımsız), Selahattin Demirtaş (Bağımsız).EDİRNE (4)Rasim Çakır, Bilgin Baçarız (CHP), Necdet Budak (AKP), Cemaleddin Uslu (MHP).ELAZIĞ (5)Mehmet Necati Çetinkaya, Hamza Yanılmaz, Faruk Septioğlu, Tahir Öztürk, Feyzi İşbaşaran (AKP).ERZİNCAN (3)Binali Yıldırım, Sebahattin Karakelle (AKP), Erol Tınastepe (CHP).ERZURUM (7)Recep Akdağ, Muzaffer Gülyurt, Fazilet Dağcı Çığlık, İbrahim Kavas, Sadettin Aydın, Muhyettin Mutlu (AKP), Zeki Ertugay (MHP).ESKİŞEHİR (6)Kemal Unakıtan, Hasan Murat Mercan, Emin Nedim Öztürk (AK), Hüseyin Tayfun İçli, Fehmi Murat Sönmez (CHP), Beytullah Asil (MHP).GAZİANTEP (10)Mehmet Şimşek, Fatma Şahin, Mehmet Sarı, Mahmut Durdu, Mehmet Erdoğan, İbrahim Halil Mazıcıoğlu, Özlem Müftüoğlu (AKP), Yaşar Ağyüz, Akif Ekici (CHP), Hasan Özdemir (MHP).GİRESUN (5)Nurettin Canikli, Hacı Hasan SÖnmez, Ali Temur (AKP), Eşref Karaibrahim (CHP), Murat Özkan (MHP).GÜMÜŞHANE (2)Kemalettin Aydın, Yahya Doğan (AKP).HAKKARİ (3)Rüstem Zeydan (AKP), Sebahittin Suvağci (Bağımsız), Hetem İke (Bağımsız).HATAY (10)Sadullah Ergin, Orhan Karasayar, Mustafa Öztürk, Abdülhadi Kahya, Fevzi Şanverdi (AKP), Fuat Çay, Gökhan Vurgun, Abdülaziz Yazar (CHP), Süleyman Turan Çirkin, İzzettin Yılmaz (MHP).ISPARTA (5)Süreyya Sadi Bilgiç, Mehmet Sait Dilek, Haydar Kemal Kurt (AKP), Süleyman Nevzat Korkmaz (MHP), Mevlüt Coşkuner (CHP).MERSİN (12)Mehmet Şandır, Behiç Çelik, Kadir Ural, Akif Akkuş (MHP), Kürşad Tüzmen, Mehmet Zafer Üskül, Ali Er, Ömer İnan (AKP), İsa Gök, Vahap Seçer, Ali Rıza Öztürk, Ali Oksal (CHP).İSTANBUL 1. Bölge (24)Recep Tayyip Erdoğan, Ertuğrul Günay, Edibe Sözen, İrfan Gündüz, Mustafa Ataş, Mesude Nursuna Memecan, Nusret Bayraktar, Mehmet Sekmen, Özlem Piltanoğlu Türköne, Hasan Kemal Yardımcı, Hüseyin Besli, Mehmet Beyazıt Denizolgun, İdris Güllüce (AKP), İlhan Kesici, Algan Hacaloğlu, Ahmet Tan, Ayşe Jale Ağırbaş, Ali Topuz, Bayramali Meral, Fatma Nur Serter, Şinasi Öktem (CHP), Gündüz Suphi Aktan, Durmuşali Torlak (MHP), Mehmet Ufuk Uras (Bağımsız).İSTANBUL 2. Bölge (21)Hayati Yazıcı, Murat Başesgioğlu, Nimet Çubukçu, Egemen Bağış, Burhan Kuzu, Ayşe Nur Bahçekapılı, Ömer Dinçer, Osman Gazi Yağmurdereli, Canan Kalsın, Necat Birinci, Alaattin Büyükkaya, Recep Koral (AKP), Mehmet Sevigen, Mustafa Özyürek, Bihlum Tamaylıgil, Süleyman Yağız, Kemal Kılıçdaroğlu, Necla Arat, Çetin Soysal (CHP), Mithat Melen, Ümit Şafak (MHP).İSTANBUL 3. Bölge (25)Abdülkadir Aksu, İdris Naim Şahin, Nazım Ekren, Güldal Akşit, Mehmet Müezzinoğlu, Reha Çamuroğlu, Lokman Ayva, Mehmet Domaç, İbrahim Yiğit, Feyzullah Kıyıklık, Ünal Kacır, Halide İncekara, Fuat Bol, Alev Dedegil (AKP), Mustafa Şükrü Elekdağ, Hasan Macit, Hüseyin Mert, Mehmet Ali Özpolat, Esfender Korkmaz, Sacit Yıldız, Birgen Keleş (CHP), Meral Akşer, Atilla Kaya, Mehmet Cihaz Özönder (MHP), Sebahat Tuncel (Bağımsız).İZMİR 1. Bölge (12)Mehmet Aydın, Nükhet Hotar Göksel, Mehmet Sayım Tekelioğlu, İbrahim Hasgür, Tuğrul Yemişçi (AKP), Şükran Güldal Mumcu, Harun Öztürk, Bülent Baratalı, Abdürrazzak Erten, Ahmet Ersin (CHP), Oktay Vural, Şenol Bal (MHP).İZMİR 2. Bölge (12)Kıvılcım Kemal Anadol, Oğuz Oyan, Recai Birgün, Mehmet Ali Susam, Canan Arıtman, Selçuk Ayhan (CHP), Mehmet Vecdi Gönül, İsmail Katmerci, Taha Aksoy, Erdal Kalkan, (AKP), Ahmet Kenan Tanrıkulu, Kamil Erdal Sipahi (MHP).KARS (3)Zeki Karabayır, Mahmut Esat Güven (AKP), Gürcan Dağdaş (MHP).KASTAMONU (4)Hakkı Köylü, Hasan Altan, Musa Sıvacıoğlu (AKP), Mehmet Serdaroğlu (MHP).KAYSERİ (8)Abdullah Gül, Sadık Yakup, Taner Yıldız, Yaşar Karayel, Mustafa Elitaş, Ahmet Öksüzkaya (AKP), Mehmet Şevki Kulkuloğlu (CHP), Sebahattin Çakmakoğlu (MHP).KIRKLARELİ (3)Turgut Dibek, Tansel Barış (CHP), Ahmet Gökhan Sarıçam (AKP).KIRŞEHİR (3)Mikail Arslan, Abdullah Çalışkan (AKP), Metin Çobanoğlu (MHP).KOCAELİ (9)Nihat Ergün, Osman Pepe, Fikri Işık, Eyüp Ayar, Azize Sibel Gönül, Muzaffer Baştopçu (AKP), Mehmet Cevdet Selvi, Hikmet Erenkaya (CHP), Cumali Durmuş (MHP).KONYA (16)Sami Güçlü, Hasan Angı, Özkan Öksüz, Orhan Erdem, Ayşe Türkmenoğlu, Hüsnü Tuna, Harun Tüfekçi, Kerim Özkul, Abdullah Çetinkaya, Mustafa Kabakcı, Ahmet Büyükakkaşlar, Muharrem Candan, Ali Öztürk (AKP), Faruk Bal, Mustafa Kalaycı (MHP), Atilla Kart (CHP).KÜTAHYA (6)Soner Aksoy, İsmail Hakkı Biçer, Hüsnü Ordu, Hasan Fehmi Kinay, Hüseyin Tuğcu (AKP), Alim Işık (MHP).MALATYA (7)Mahmut Mücahit Fındıklı, Ömer Faruk Öz, Öznur Çalık, İhsan Koca, Fuat Ölmeztoprak, Mehmet Şahin (AKP), Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP).MANİSA (10)Bülent Arınç, Hüseyin Tanrıverdi, Mehmet Çerçi, Recai Berber, İsmail Bilen, Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu (AKP), Şahin Mengü, Mustafa Erdoğan Yetenç (CHP), Mustafa Enöz, Erhan Akçay (MHP).KAHRAMANMARAŞ (8)Mehmet Sağlam, Veysi Kaynak, Nevzat Pakdil, Avni Doğan, Fatih Arıkan, Cafer Tatlıbal (AKP), Durdu Özbolat (CHP) Mehmet Akip Paksoy (MHP).MARDİN (6)(AKP) Süleyman Çelebi, Mehmet Halit Demir, Cüneyt Yüksel, Gönül Bekin Şahkullubey (AKP) Ahmet Türk (Bağımsız), Emine Ayna (Bağımsız).MUĞLA (6)Fevzi Topuz, Gürol Ergin, Ali Arslan (CHP), Yüksel Özden, Mehmet Nil Hıdır (AKP), Metin Ergun (MHP).MUŞ (4)Medeni Yılmaz, Seracettin Karayağız (AKP) Sırrı Sakık (Bağımsız), Nuri Yaman (Bağımsız).NEVŞEHİR (3)Ahmet Erdal Feralan, Rıtvan Köybaşı, Mahmut Dede (AKP).NİĞDE (3)İsmail Göksel, Muharrem Selamoğlu (AKP), Mümin İnan (MHP).ORDU (7)Mehmet Hilmi Güler, Eyüp Fatsa, Enver Yılmaz, Mustafa Hamarat, Ayhan Yılmaz (AKP), Rahmi Güner (CHP), Rıdvan Yalçın (MHP).RİZE (3)Bayram Ali Bayramoğlu, Lütfi Çırakoğlu (AKP), Mesut Yılmaz (Bağımsız).SAKARYA (6)Şaban Dişli, Hasan Ali Çelik, Erol Aslan Cebeci, Ayhan Sefer Üstün, Recep Yıldırım (AKP), Münir Kutuata (MHP).SAMSUN (9)Mustafa Demir, Cemal Yılmaz Demir, Suat Kılıç, Birnur Şahinoğlu, Ahmet Yeni, Fatih Öztürk (AKP), Ahmet Haluk Koç, Suat Binici (CHP), Osman Çakır (MHP).SİİRT (3)Afif Demirkıran, Mehmet Yılmaz Helvacıoğlu (AKP), Osman Özçelik (Bağımsız).SİNOP (3)Abdurrahman Dodurgalı, Kadir Tıngıroğlu (AKP), Engin Altay (CHP).SİVAS (6)Mehmet Mustafa Açıkalın, Hamza Yerlikaya, Selami Uzun, Osman Kılıç (AKP), Malik Ecder Özdemir (CHP), Muhsin Yazıcıoğlu (Bağımsız).TEKİRDAĞ (5)Tevfik Ziyaettin Akbulut, Necip Taylan (AKP), Enis Tütüncü, Faik Öztrak (CHP), Kemalettin Nalcı (MHP).TOKAT (7)Şükrü Ayalan, Zeyid Aslan, Osman Demir, Hüseyin Gülsün, Dilek Yüksel (AKP), Orhan Ziya Diren (CHP), Reşad Doğru (MHP).TRABZON (8)Faruk Nafiz Özak, Cevdet Erdöl, Kemalettin Göktaş, Mustafa Cumur, Safiye Seymenoğlu, Asım Aykan (AKP), Mehmet Akif Hamzaçevi (CHP), Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP).TUNCELİ (2)Kamer Genç (Bağımsız), Şerafettin Halis (Bağımsız).ŞANLIURFA (11)Sabahattin Cevheri, Zülfikar İzol, Eyüp Cenap Gülpınar, Yahya Akman, Abdurrahman Müfit Yetkin, Çağla Aktemur Özyavuz, Ramazan Başak, Abdülkadir Emin Önen, Mustafa Kuş, Hüseyin Ataş (AKP), İlhami Bilici (Bağımsız).UŞAK (3)Mustafa Çetin, Nuri Uslu (AKP), Osman Coşkunoğlu (CHP).VAN (7)Hüseyin Çelik, İkram Dinçer, Kerem Altun, Kayhan Türkmenoğlu, Gülşen Orhan (AKP), Fatma Kurtulan (Bağımsız), Özdal Uçer (Bağımsız).YOZGAT (6)Mehmet Çiçek, Bekir Bozdağ, Abdülkadir Akgül, Mehmet Yaşar Öztürk, Osman Coşkun (AKP), Mehmet Ekici (MHP).ZONGULDAK (5)Köksal Toptan, Fazlı Erdoğan, Polat Türkmen (AKP), Ali Koçal, Ali İhsan Köktürk (CHP).AKSARAY (4)Ali Rıza Alaboyun, Ruhi Açıkgöz, İlknur İnceöz (AKP), Osman Ertuğrul (MHP).BAYBURT (2)Ülkü Gökalp Güney, Fetani Battal (AKP).KARAMAN (3)Lütfü Elvan, Mevlüt Akgün (AKP), Hasan Çalış (MHP).KIRIKKALE (4)Vahit Erdem, Mustafa Özbayrak, Turan Kıratlı (AKP), Osman Durmuş (MHP).BATMAN (4)Ahmet İnal, Mehmet Emin Ekmen (AKP) Ayla Akat Ata (Bağımsız) Bengi Yıldız (Bağımsız).ŞIRNAK (3)Abdullah Veli Seyda (AKP), Hasip Kaplan (Bağımsız), Sevahir Bayındır (Bağımsız).BARTIN (2)Yılmaz Tunç (AKP), Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP).ARDAHAN (2)Saffet Kaya (AKP), Ensar Öğüt (CHP).IĞDIR (2)Ali Güner (AKP), Pervin Buldan (Bağımsız).YALOVA (2)İlham Evcim (AKP), Muharrem İnce (CHP).KARABÜK (3)Mustafa Ünal, Mehmet Ceylan, Cumhur Ünal (AKP).KİLİS (2)Hasan Kara, Hüseyin Devecioğlu (AKP).OSMANİYE (4)İbrahim Mete Doğruer, Durdu Mehmet Kastal (AKP), Devlet Bahçeli, Hakan Coşkun (MHP).DÜZCE (3)Yaşar Yakış, Celal Erbay, Metin Kaşıkoğlu (AKP).

22 Temmuz 2007 Pazar

Borsada bugün rekor bekleniyor

Milletvekili Genel Seçimi sonucunda piyasaların yaklaşık bir aydır fiyatladığı gibi AKP tek başına hükümette olmaya devam edecek.Seçimlerden çıkan sonuçlar, piyasada olumlu karşılandı. Siyasi istikrar ve ekonomik istikrarın devam edeceği beklentisi ile piyasaların da yarın olumlu bir başlangıç yapması ve borsanın yeni rekor seviyelere ulaşması bekleniyor. Özellikle yabancı yatırımcıların bir süredir tek parti hükümetini satın aldığını belirten uzmanlar, sonuçların piyasadaki iyimserliği devam ettireceğini düşünüyor.Avrupa Birliği ile ilişkilerin ve ekonomik reformların devam edeceği düşüncesi, önümüzdeki dönemim en kuvvetli beklentileri olacak. Uzmanlar, bu beklentiler paralelinde sadece borsa tarafında değil, reel ekonomide de yatırımların süreceğini belirtiyor.DOLAR DÜŞÜYORBugün borsanın güne hızlı başlamasını bekleyen uzmanlar, dolar tarafında ise satışlar gelebileceği kanısında. Ancak dolardaki düşüşün borsadaki çıkış kadar hızlı değil, daha zayıf olması öngörülüyor. Uzmanlar, dolarda ilk etapta 1.25 YTL'li seviyelerin deneneceğini, bu seviyenin kırılması halinde ise 1.20 YTL'ye doğru bir gidiş olabileceğini düşünüyor.Öte yandan AKP'nin genel seçimlerden tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşarak çıkmasının ardından Asya işlemlerinde dolar/YTL kotasyonları 1.2580 seviyesine geriledi. Dolar/YTL kotasyonları Cuma günü New York'ta 1.2750'den kapanmıştı.

20 Temmuz 2007 Cuma

Kart aidatında tüketici haklı

Ankara 2'inci Tüketici Mahkemesi kart aidatı ücreti davasında tüketiciyi, sözleşmenin tüketici aleyhine olduğu gerekçesiyle haklı buldu.Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER) tarafından yapılan yazılı açıklamada, Ankara 2'inci Tüketici Mahkemesi'nin kart aidatı ücreti davasında tüketiciyi haklı bulduğunu bildirdi.Mahkeme kararında, taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartların tüketiciyi bağlamadığı yer alırken, ayrıca kararda sözleşmenin 12 punto ile yazılmadığı ve sözleşmede tek tarafı bağlayan hükümlere yer verildiği ifade edildi. Kararda, sözleşmenin hukuken geçersiz olduğu açıklandı.

19 Temmuz 2007 Perşembe

BİR YARGITAY KARARI

T.C.Y A R G I T A Y13.HUKUK DAİRESİBAŞKANLIĞI SAYI:ESAS 2004 KARAR2003/14157 3165Y A R G I T A Y İ L A M IMAHKEMESİ :İ 6. Asliye Hukuk MahkemesiTARİHİ :17.12.2002NO :376-798DAVACI :M.Davut DAVALI :1-A. Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik San. Tic. 2-M. Yapım Televizyon ve Filmcilik A.Ş. Taraflar arasındaki tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.K A R A RDavacı; K. ister isimli yarışmaya katıldığını, sunucunun “sağ elin sağdan dördüncü parmağının adı nedir?” sorusuna “yüzük parmağı” cevabını verdiğini, sunucunun doğru cevabın “işaret parmağıdır” diyerek yarışmadan elendiğini bildirdiğini belirterek a-Sağ elin sağdan 4.parmağının yüzük parmağı olduğunun tesbitine;b-Yarışmaya kaldığı yerden devam ettirilmesinin sağlanmasına;karar verilmesini dilemiştir.Davalılardan A. Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik San.Tic.A.Ş. davanın reddini dilemiştir. Davalı M. Yapım Televizyon ve Filmcilik A.Ş. davaya cevap vermemiştir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacının katıldığı yarışma programında, davacıya sorulan, “sağ elin sağdan 4.parmağı hangisidir?” sorusuna davacı yüzük parmağı yanıtını vermiş ancak yönetmen doğru cevabın işaret parmağı olduğu gerekçesi ile yarışmacıyı yarışma dışı bırakmıştır. Davacı tarafından gayri resmi olarak İ. Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalından P.Dr.’nun 26.4.2001 tarihli raporu ile İ.Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Müdürlüğünün Prof.Dr.M.’ın görüşünü belirten rapora göre sağ elin sağdan dördüncü parmağının yüzük parmağı olduğu açıklanmıştır. Mahkemece hükme dayanak alınan Sosyolog bilirkişi Prof.Dr.’in 12.8.2002 tarihli raporunda elin tutuş şekline göre doğru cevabın işaret veya yüzük parmağı olabileceği belirtilmiştir. Bu durumda sağ elin konum şekline göre sorulan sorunun ve cevabının duraksama yaratacağı açık ve belirgin olduğuna göre, davacının verdiği cevabın yanlış kabul edilmemesi gerekir. Ayrıca davalı A . Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik San.Tic.A.Ş. de programı yayınlayan kuruluş olarak sorumludur. M. Yapım Televizyon ve Filmcilik A.Ş. ise programı hazırlayan olduğuna göre her iki davalıya da husumet düşmektedir. Bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.3.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

27 mayıs 1960 devrim mi yoksa darbe mi?

27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi bir darbe niteliği mi taşır, yoksa bir devrim midir? Bu konuda çeşitli görüşler var. Darbe diyenler ; bunun demokrasiye müdahale olduğunu ve bu yüzden bir darbe niteliği taşıdıdğın düşünenler. Askerin halkın iradesine karşı gelmesi hiçbir şekilde devrim olamaz diyenler bu kanıda. Devrim diyenler ise ; bunun tamamen bir reform hareketi olduğu ve yeni anayasanın getirdği özgürlükler açısından devrim niteliği taşıdığını iddia ederler. Ayrıca askerlerin yönetime dahil olmayıp seçim ve referandum yapılması da devrim niteliği taşıdığını kanıtladığı düşünülüyor.

ORTADOĞU ÜZERİNE OYUNLAR

Ortadoğu Üzerine Bir Öngörü Yalnızca bir tahmindir. Herhangi bir araştırmanın sonucu değildir. Nasrallahlı Hizbullah darbe yapar. Lübnan ordusu ile Hizbullah orduları birleşir. Hariri (oğul) başbakan olur siyasi ve askeri olarak halk destekli bir yönetim oluşturulmuş olur. Hizbullah dini yönüyle İran'dan siyasi yönüyle Rusya'dan yardım alır. Böylece taraflar şekillenir : *ABD, İsrail *Rusya, İran, Hizbullah Tabii ki bu taraflar lider konumundakiler. Bir de bunların destekçileri diğer bir deyişle kuklaları var. Onları da bu iş içine katarsak bunun bir özeti vardır : Dünya Savaşı. Armagedon . Peki Türkiye'nin böyle bir durumda rolü ne olur? Erdoğan cumhurbaşkanı olur, AKP iktidarı devam eder, TSK biraz daha kontrol altına alınır. El altından ABD destekçisi olunur. ABD üs sayısını artırır. Daha sonra savaş bilinen Armagedon haline dönüşür. Türkiye bu durumda mecburen savaşın içindedir. Ama görüldüğü gibi zaten kaybetmişizdir. Bunun zamanı nedir? İsrail bir devlet olarak Ortadoğu'da anılmaya başladığı tarih bunun da başlangıç tarihidir. 11 eylül ile fitil ateşlenmiştir. Irak ilk kaledir. Lübnan ise savaşın yönünü belirleyen hareket. Olacaklar ile ilgili çalakalem yazılmış bir öngörüdür. Ciddiyeti bu oranda ölçülmelidir

şehit cenazeleri

Son günlerde gazetelerde sık rastladığımız konuşma metni : -"Sayın Başbakanım artık şehit cenazesi görmek istemiyoruz" -"Canım kardeşim. Bakınız askerlik her halde yan gelip yatma yeri değil. Hepimiz askerlik yapıyoruz. Hepimiz askerlik yaptık. Terör bir beladır. Her yerde var. Buna karşı bu mücadeleyi uzun soluklu olarak yapıyoruz, yapacağız. Şüphesiz ki hiçbir sorumluluk mevkiinde olan şehit cenazeleriyle karşılaşmak istemez ama bu mücadele sürerken, bu güvenlik mücadelesi sürerken şüphesiz zaman zaman şehitlerimiz oluyor, olacaktır ama bunu istismar edenler oluyor. Ben, sorumluluk mevkiinde olan bir insan olarak bu gerçeği sizinle paylaşmaya mecburum. Biz tarih boyunca neleri konuştuk, neleri paylaştık. Kaldı ki biz hep şunu söyledik; 'git oğlum git, ya gazi ol ya şehit ol' diyerek ellerine kına yakarak evlatlarımızı askeri gönderdik." Bu konuşma üzerine yorum : Askerimiz yan yatmaz elbette ama durum şu mudur? Askerimiz yatmasın, başbakanımız yatsın. Hatta göndersin askerlerimizi ateş hattına daha rahat yatsın. Mışıl mışıl uyusun. Ne gerek var o vatan evlatlarının analarını, babalarını sevdiklerini düşünmeye! Bushbakanımız haklı elbette, içi rahat kendi evladını göndermiyor ki oraya. Bilmiyor ki nedir asker yolu beklemek. Ya dönmezse diye ağlayan analar, sevgililer. Tamam 340 milletvekiline anlatırsın ülke menfaatidir, yapılmalıdır, ABD kızar! Ama kolaysa ağlayan analara, sevgililere ve ağladıkları omuzlara anlatın bunu. Anlatamazsın boşbakanım. Buna yüzünüz yok. Kafa karıştırmakla nereye kadar gidilir ki? Lübnan'a asker gönderiyoruz. Saldıran taraf İsrail, saldırılan taraf Hizbullah. Kime yardıma gidiyoruz? Hizbullah'a mı? Mantıklı görünmüyor. O zaman İsrail'e. Mutlaka bir taraf olmalı. Savaş varsa taraf da vardır. İsrail'e yardım için mi gidiyor askerlerimiz. Müslümanlığıyla övünen sizler, Yahudi çıkarına mı çalışıyorsunuz? Ellerine kına yakarak göndermişizdir askerlerimizi doğru, ama nereye gönderdik biz onları? Çanakkale'ye vatan toprağına. Lübnan kimin vatanı başbakanım? Benim mi, sizin mi, bu milletin mi, kimin? Türkiye büyük devlet, nerede savaş olsa oraya yardım götürür diye mi düşünüyorsunuz? Bu mudur ülke menfaati? Peki sorarım size ; AB kapılarında dilenmek büyük devlet gereği midir? Ülkeyi karış karış satmak büyük devlet gereği midir? Bu milletin üçte ikisi bizzat sizin açıkladığınız açlık sınırının altında yaşarken, biz büyük devlet olup Lübnan'a giriyoruz. Kimi kandırıyorsunuz ki siz? Haklısınız biz hep dedik ki 'git oğlum git, ya gazi ol ya şehit'. Ya gazi olsun ya şehitte, nedir bunun ölçütü? Kirli politikaların oyunu olup buna askeri alet etmişsiniz hala şehadetten bahsediyorsunuz. Vatandaş hayır diyor, cumhurbaşkanı hayır diyor, askerimiz hayır diyor ama yine de askerimiz Lübnan yolcusu. Demokrasi nerede kaldı? Monarşi değil mi bu? Cumhuriyete ne oldu? Kendisi dışında bütün etkenleri yok sayıp karar alma yetkisi sadece monarşik yönetimlerde bulunmaz mıydı? Herkese soruyorum cumhuriyeti gören, bilen, duyan var mı? Yanlışım varsa affola. Saygılar