Genel Tavsiyeler
3-4 saat'ten fazla aç kalınmamalı, ara öğünler mutlaka alınmalı...
*
Kilo verebimek için günde 1600 kalorinin altına inilmeli. İdeal kaloriden eksik alınan kalorilerin toplamı 7000'I bulunca vücüt ~1 kg vermiş olur. Bir erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2400, bir kadının 2200 civarındadır. Günde 1000 kalori eksik alındığında haftada 7000 kalori ve bu da 1 kg vermek demektir...
*
Kalori hesabı yapabilmek için yenilen öğünler not edilmeli...
*
Günde 1200 kalorinin altına inilmemeli, böyle durumlarda vitamin takviyesi yapılmalıdır...
*
Ara öğünlerde aynı kalorili yiyeceklerden genelde sebze veya meyva olanlar tercih edilmeli bunlar vücudun vitamin ihtiyacını giderir...
*
Sebze yemekleri 1 kg sebze için 2 kaşık Zeytin Yağı ile pişirilmelidir. Unutmayın bazı vitaminler sadece yağda eriyebilir ve vücut bunları ancak bu şekilde alabilir...
*
Tuz tüketimi kısılmalı, bunun yerine yemeklerde baharat, sirke, limon bol olarak kullanılabilir...
*
Günde 1 bardak diet kola veya 1 bardak neskafe veya 1 bardak soda içilebilir ama aynı gün hepsinden birer bardak içilmemelidir...
*
Günde en az 8 bardak su içilmeli, bunları her yemekten önce iki bardak su içmek idealdir...
*
Genelde diet ürünlerden kaçınmak gerekir, yağsız olanı, şekersiz olanı tercih etmek gerekir (diet süt, diet yoğurt, diet çikolata, diet kola, diet ekmek, diet kurabiye vs kullanılmamalı)...
*
McDonald's gibi yerlerde yemek yenilecekse (sık sık tekrar etmemek kaydıyla) bir öğün için 1 küçük hamburger ve küçük bir patates yenilebilir (~500 kalori)...
*
Akşam dışarıda yemek yenilecekse öğle yemeğinin bir kısmı yenmemeli (ara öğünler atlanmamalı) akşam ise gidilen yerde duruma göre bir parça b.peynir, veya az yoğurt, ile bol yağsız salata, bir parça ızgara et veya balık, yanında bol haşlanmış yeşil sebze, veya yağsız tarafından bir zeytinyağlı sebze yemeği yenilmeli, yemek üstüne duruma göre meyva yenilebilir...
ÖZEL MEDİTALYA TIP MERKEZİ
ATATÜRK BULVARI NO:147 (5M MİGROS KEMER İSTİKAMETİ) ANTALYA TEL:0 242 2280909
BAŞKENT ÇİÇEKÇİLİK MERSİN 0324 2370318
MERSİNİN EN KALİTELİ ÇİÇEKÇİSİ ÇAMLIBELDE HİZMETİNİZDE...
MEHMET KAYNAK
hurriyet gazetesi yazarlarına doğrudan bağlantı
27 Ağustos 2007 Pazartesi
21 Ağustos 2007 Salı
1.İNTERNAL HEMOROİDLER(İÇ HEMOROİDLER)
A. BİRİNCİ DERECE HEMOROİTLER: Bu durumda hasta sadece tuvalette, büyük abdestte değişik derecelerde kanamalar olmaktadır.Kanın rengi açık kırmızı renklidir. Genellikle büyük abdestten sonra damla damla ve az miktarda gelir.
B.İKİNCİ DERECE HEMOROİTLER:Bu durumda kanama ile birlikte tuvalet sırasında dışarı çıkan ve sonra kendiliğinden içeri tekrar giren memeler oluşmaktadır.Ayni zamanda değişik ölçülerde makat kaşıntısı da olabilmektedir.
C.ÜÇÜNCÜ DERECE HEMOROİTLER:Bu durumda yine kanama ve kaşıntıya ek olarak tuvalet sırasında dışarı çıkan, değişik şiddette ağrıya sebep olan, ancak el ile içeri itilebilen, büyük yada küçük memeler dışarı çıkmaktadırlar. Kanama şiddeti fazla olabilir ve çoğu kez fışkırır gibi açık kırmızı renkli kanamalar olmaktadır.Bu hale gelen hastalar eğer ,tedavilerinde gecikmişlerse çoğu kez,gecikme söz konusudur.Bunlarda anemi denilen kansızlık oluşmaktadır.Ve kansızlığa bağlı oluşan:solukluk,halsizlik,nefes darlığı ve nadiren de ileri kan kaybına bağlı olarak kalp yetmezliği bulgu ve belirtileri de olabilmektedir.
D.DÖRDÜNCÜ DERECE HEMOROİTLER:Tuvalet yada sair zamanlarda sürekli dışarıda kalan makat kenarında şekil bozukluklarına neden olan ileri derece hemoroitlerdir. Bu hastalarda, yukarıda sıraladığımız hemoroitlerle ilgili olarak saydığımız tüm şikayetler daha şiddetli olarak bulunmaktadır. Ayrıca hastalarda, sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınmaya varan sıkıntılarda oluşabilmektedir.
Hemoroit hastalarında zaman içerisinde gelişebilen değişik ölçülerde tuvalete gitme korkuları gelişmektedir.Buna bağlı olarak üç gün ile on beş günde tuvalete gitme sıklığı ile de karşılaşabilmekteyiz.
Hastalar genellikle hastalıklarının ilk dönemlerinde durumu ciddiye almakla beraber, utanma sıkılma gibi duygularla hareket ederek gecikmektedirler. Yada kulaktan duyma bilgilerle krem ve fitiller, müshil ilaçları kullanmaktadırlar. Bir kısım hastada doktora gitmekle beraber, verilen tedavilerden hoşnut kalmadıkları için hekime gitmekten de vazgeçmektedirler. Ayrıca bu hastalıklarda cerrahi tedavinin, halk arasında kötü bir şöhreti olduğu için,ameliyat öneren hekimlerin, önerilerini de çoğu kere geri çevirmektedirler.
Bu noktada maalesef, ülkemizde çok sık yapılan cerrahi yanlışlıklar halkımızın bu tepkilerinde pekte haksız olmadıklarını, benim şahsi binlerce hastalık tecrübelerim göstermiştir. Yapılan tıbbi yanlışlıkları şu şekilde özetleyebiliriz: Ameliyat kararı çok erken ve zamansız olarak verilmektedir.Ama burada hekimi de suçlamak haksızlık olmaktadır. Çünkü hekimlerimizin çoğu aldıkları eğitim dolayısı ile sadece ameliyatı, tek çözüm olarak görmektedirler. Ama bu gün biliyoruz ki hemoroidal hastaların %95 lerine varan oranlardaki kısmı klasik cerrahi kullanmadan çözülebilmektedir. Kalan %5 hasta gurubuna da minör operatif işlemlerle mükemmel bir tedavi yapılabilmektedir.
Halkımızdaki diğer bir korkuda başarılı geçen bir ameliyattan sonra hastalığın zaman içerisinde tekrar ortaya çıkması, değişik ölçülerde gelişebilen makat işlevindeki problemler ve ameliyat sonu iyileşmenin çok sıkıntılı olması ve çok zaman kaybedilmesi şeklinde özetleyebiliriz. Bu günkü modern tedavi imkanları halka yeterince duyurulabildiği taktirde, endişelerin tamamen ortadan kalkması imkan dahilindedir. Çünkü uyguladığımız tedavi şekli mükemmele yakın bir yöntemdir. Bu gün tedavi nerdeyse diş çekmekten kolay hale gelmiştir. Yalnız bu işlem ülkemizde çok küçük bir hekim grubu tarafından yapılabilmektedir.
B.İKİNCİ DERECE HEMOROİTLER:Bu durumda kanama ile birlikte tuvalet sırasında dışarı çıkan ve sonra kendiliğinden içeri tekrar giren memeler oluşmaktadır.Ayni zamanda değişik ölçülerde makat kaşıntısı da olabilmektedir.
C.ÜÇÜNCÜ DERECE HEMOROİTLER:Bu durumda yine kanama ve kaşıntıya ek olarak tuvalet sırasında dışarı çıkan, değişik şiddette ağrıya sebep olan, ancak el ile içeri itilebilen, büyük yada küçük memeler dışarı çıkmaktadırlar. Kanama şiddeti fazla olabilir ve çoğu kez fışkırır gibi açık kırmızı renkli kanamalar olmaktadır.Bu hale gelen hastalar eğer ,tedavilerinde gecikmişlerse çoğu kez,gecikme söz konusudur.Bunlarda anemi denilen kansızlık oluşmaktadır.Ve kansızlığa bağlı oluşan:solukluk,halsizlik,nefes darlığı ve nadiren de ileri kan kaybına bağlı olarak kalp yetmezliği bulgu ve belirtileri de olabilmektedir.
D.DÖRDÜNCÜ DERECE HEMOROİTLER:Tuvalet yada sair zamanlarda sürekli dışarıda kalan makat kenarında şekil bozukluklarına neden olan ileri derece hemoroitlerdir. Bu hastalarda, yukarıda sıraladığımız hemoroitlerle ilgili olarak saydığımız tüm şikayetler daha şiddetli olarak bulunmaktadır. Ayrıca hastalarda, sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınmaya varan sıkıntılarda oluşabilmektedir.
Hemoroit hastalarında zaman içerisinde gelişebilen değişik ölçülerde tuvalete gitme korkuları gelişmektedir.Buna bağlı olarak üç gün ile on beş günde tuvalete gitme sıklığı ile de karşılaşabilmekteyiz.
Hastalar genellikle hastalıklarının ilk dönemlerinde durumu ciddiye almakla beraber, utanma sıkılma gibi duygularla hareket ederek gecikmektedirler. Yada kulaktan duyma bilgilerle krem ve fitiller, müshil ilaçları kullanmaktadırlar. Bir kısım hastada doktora gitmekle beraber, verilen tedavilerden hoşnut kalmadıkları için hekime gitmekten de vazgeçmektedirler. Ayrıca bu hastalıklarda cerrahi tedavinin, halk arasında kötü bir şöhreti olduğu için,ameliyat öneren hekimlerin, önerilerini de çoğu kere geri çevirmektedirler.
Bu noktada maalesef, ülkemizde çok sık yapılan cerrahi yanlışlıklar halkımızın bu tepkilerinde pekte haksız olmadıklarını, benim şahsi binlerce hastalık tecrübelerim göstermiştir. Yapılan tıbbi yanlışlıkları şu şekilde özetleyebiliriz: Ameliyat kararı çok erken ve zamansız olarak verilmektedir.Ama burada hekimi de suçlamak haksızlık olmaktadır. Çünkü hekimlerimizin çoğu aldıkları eğitim dolayısı ile sadece ameliyatı, tek çözüm olarak görmektedirler. Ama bu gün biliyoruz ki hemoroidal hastaların %95 lerine varan oranlardaki kısmı klasik cerrahi kullanmadan çözülebilmektedir. Kalan %5 hasta gurubuna da minör operatif işlemlerle mükemmel bir tedavi yapılabilmektedir.
Halkımızdaki diğer bir korkuda başarılı geçen bir ameliyattan sonra hastalığın zaman içerisinde tekrar ortaya çıkması, değişik ölçülerde gelişebilen makat işlevindeki problemler ve ameliyat sonu iyileşmenin çok sıkıntılı olması ve çok zaman kaybedilmesi şeklinde özetleyebiliriz. Bu günkü modern tedavi imkanları halka yeterince duyurulabildiği taktirde, endişelerin tamamen ortadan kalkması imkan dahilindedir. Çünkü uyguladığımız tedavi şekli mükemmele yakın bir yöntemdir. Bu gün tedavi nerdeyse diş çekmekten kolay hale gelmiştir. Yalnız bu işlem ülkemizde çok küçük bir hekim grubu tarafından yapılabilmektedir.
HEMOROİDLER NASIL GELİŞMEKTEDİR
Hemoroitlerin en sık sebepleri Müzmin kabızlık yada ishal, hamilelik, zorlu doğumlar, şişmanlık yada ailesel yatkınlıklardır. Liften fakir diyetle beslenmek, kabızlıkta önemli sebeplerden biridir. (Sebze ve meyveden fakir diyet) Hemoroitler anal bölgenin en sık karşılaşılan rahatsızlıklarından biridir. Hastalar genellikle, tuvalette olan makattan gelen kanama şikayeti ile doktora gelirler. Kanama açık kırmızı renkte olur, Damla damla, tuvalet peçetesine bulaşık bazen de oldukça fazla fışkırır gibi kanama olmaktadır. Zaman zamanda, hastada Kronik demir eksikliği anemisine sebep olur. Bunun neticesi olarak hastada değişik derecelerde solukluk, halsizlik, nefes darlığı, yorgunluk şikayetleri olabilmektedir.
Hemoroidal hastalık ilerledikçe tuvalet esnasında dışarı meme çıkması ve hatta tuvalet dışında, öksürme, ıkınma, çömelme gibi hareketlerle bile hemoroidal memelerin dışarı çıktıkları görülmektedir. Bunlara bağlı olarak ta, makat etrafında hafiften şiddetliye kaşıntılar olabilmektedir. Hemoroitte ağrı genellikle olmaz. Hemoroitlerin akut tromboz yada kangreninde çok şiddetli, dayanılmaz ağrılar olur. Bu halde kendisini makat dışında sert ,ileri derecede hassas, içeri dönmeyen memelerin varlığı ile kendini gösterir. Hemoroitle beraber makat yırtığı olursa da ciddi makat ağrıları olmaktadır. Hemoroidal hastalığı kendi arasında şu şekilde sınıflayabiliriz
Hemoroidal hastalık ilerledikçe tuvalet esnasında dışarı meme çıkması ve hatta tuvalet dışında, öksürme, ıkınma, çömelme gibi hareketlerle bile hemoroidal memelerin dışarı çıktıkları görülmektedir. Bunlara bağlı olarak ta, makat etrafında hafiften şiddetliye kaşıntılar olabilmektedir. Hemoroitte ağrı genellikle olmaz. Hemoroitlerin akut tromboz yada kangreninde çok şiddetli, dayanılmaz ağrılar olur. Bu halde kendisini makat dışında sert ,ileri derecede hassas, içeri dönmeyen memelerin varlığı ile kendini gösterir. Hemoroitle beraber makat yırtığı olursa da ciddi makat ağrıları olmaktadır. Hemoroidal hastalığı kendi arasında şu şekilde sınıflayabiliriz
HEMOROİD
Hemoroitler normal anatomik yapılardır. Onlar anal kanalın içerisinde yastık benzeri kalınlaşmalardır. Hemoroitlerin üzeri mükoza yada anoderm ile kaplı olup, içerisinde; kan damarları, düz kaslar ve bağdokusu bulunur. Bağ dokusu elamanları, hemoroitleri internal anal sfinkter kasına ve internal-external anal sfinkter kasları arasında bulunan kas fibrillerine bağlarlar. Bu durum zayıfladığı veya bozulduğu zaman (30 lu yaşlardan sonra başlar), sadece anal kanal içersinde gözükmekle kalmaz, anal kanaldan dışarıya sarkmaya da başlar. Ayni zamanda, hemoroitlerin damar ağında gerginlik oluşur bunu takiben hemoroidal hastalık denen klinik bulgu ve belirtiler oluşmaya başlar.
Hemoroitler iç ve dış olmak üzere iki bölümde değerlendirilebilir.Bunlar arasında da, birbirleri ile damarsal bağlantılar vardır.
Anal kanal içinde submükozal, görülür bir gerginlik hemoroidal hastalığın başlaması olarak yorumlanabilir. Hemoroitlerin büyüklükleri çok değişik olabilir.
1,derece hemoroitler: Makattan dışarı çıkmayan,sadece kanama yapan,
2,derece hemoroitler; Büyük abdest esnasında ve ıkınma ile dışarı çıkan ve sonra kendiliğinden içeri giren.
3,derece hemoroitler; Büyük abdestten sonra el ile geri itilebilen
4,derece hemoroitler: Devamlı makat dışında duran ,geri içeri itilemeyen
Şeklinde ,iç hemoroitleri tasnif edebiliriz. Bu derecelendirme, seçeceğimiz tedavi yöntemi açısından önemlidir.
Hemoroitlerin toplumdaki sıklığını tam olarak bilmek mümkün değilse de, yaşla birlikte belirgin bir şekilde arttığını biliyoruz. 50 li yaşlardan sonraki nüfusun yaklaşık yarısında, şikayete sebep olan yada olmayan hemoroitler bulunmaktadır
Hemoroitler iç ve dış olmak üzere iki bölümde değerlendirilebilir.Bunlar arasında da, birbirleri ile damarsal bağlantılar vardır.
Anal kanal içinde submükozal, görülür bir gerginlik hemoroidal hastalığın başlaması olarak yorumlanabilir. Hemoroitlerin büyüklükleri çok değişik olabilir.
1,derece hemoroitler: Makattan dışarı çıkmayan,sadece kanama yapan,
2,derece hemoroitler; Büyük abdest esnasında ve ıkınma ile dışarı çıkan ve sonra kendiliğinden içeri giren.
3,derece hemoroitler; Büyük abdestten sonra el ile geri itilebilen
4,derece hemoroitler: Devamlı makat dışında duran ,geri içeri itilemeyen
Şeklinde ,iç hemoroitleri tasnif edebiliriz. Bu derecelendirme, seçeceğimiz tedavi yöntemi açısından önemlidir.
Hemoroitlerin toplumdaki sıklığını tam olarak bilmek mümkün değilse de, yaşla birlikte belirgin bir şekilde arttığını biliyoruz. 50 li yaşlardan sonraki nüfusun yaklaşık yarısında, şikayete sebep olan yada olmayan hemoroitler bulunmaktadır
Kaydol:
Yorumlar (Atom)